Duyguların Gölgesinde, Düşüncelerin Işığında
İnsan, yalnızca düşünen bir varlık değildir; aynı zamanda hisseden bir varlıktır. Belki de onu diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, duygularıyla düşüncelerini aynı bedende taşımasıdır. Bazen bir duygu, yıllarca kurduğumuz düşünce sistemini bir anda yerle bir edebilir. Bazen de bir düşünce, içimizde fırtınalar koparan bir duyguyu sessizce yatıştırabilir. Hayatımız boyunca sayısız duygu yaşarız. Seviniriz, üzülürüz, korkarız, umut ederiz, özleriz ve kırılırız. Bu duyguların her biri, ruhumuzun farklı bir rengidir. İnsan, hissettiği kadar yaşar. Çünkü duygular, yaşamın kalbe bıraktığı izlerdir. Bir çocuğun ilk kez ağlamasıyla başlayan yolculuk, çoğu zaman son nefese kadar duyguların rehberliğinde devam eder. Düşünceler ise zihnin sessiz konuşmalarıdır. Kimsenin duymadığı, çoğu zaman bizim bile fark etmediğimiz iç seslerimizdir. Bizi şekillendiren, kararlarımızı etkileyen ve dünyaya bakışımızı belirleyen görünmez mimarlardır. Her insan, düşüncelerinin inşa ettiği bir dünyanın içinde yaşar. Aynı olaya bakan iki kişinin farklı şeyler görmesi bundandır. Ancak insanın asıl mücadelesi, duygularıyla düşüncelerinin karşı karşıya geldiği anlarda başlar. Kalp başka bir yöne yürümek isterken akıl başka bir yolu işaret eder. Birini affetmek isteriz ama yaşadıklarımız buna izin vermez. Gitmek isteriz ama özlem kalmamızı söyler. İşte insan olmanın ağırlığı biraz da burada saklıdır. Duygular bazen düşünceleri esir alır. Öfkeliyken söylediğimiz sözler, korkarken verdiğimiz kararlar ya da severken görmezden geldiğimiz gerçekler bunun örnekleridir. Fakat düşünceler de duygular üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bir olaya yüklediğimiz anlam değiştiğinde, ona karşı hissettiklerimiz de değişir. Bu yüzden insanın kendini tanıması, biraz da duygularını ve düşüncelerini
Allah imtihan etti, sabrını zorladı ama; her sessizliğine bir hikmet, her bekleyişine gizli bir müjde sakladı. Düştüğün yerde seni bırakmadı; elinden tutan görünmez bir rahmetle yeniden ayağa kaldırdı. Yorulduğun anlarda kalbine ferahlık, karardığını sandığın gecelere umut serpti. Bazen kapıları kapattı ki sana daha hayırlı olanı açsın diye, bazen geciktirdi ki olgunlaşasın diye. Gözünden akanı da içine attığın sızıyı da bildi; hiçbirini karşılıksız bırakmadı. Sabrettin, sustun, bekledin ve her sabrın katında kıymet buldu. Çünkü O kulunu darda bırakmaz; imtihanın ardından mutlaka bir genişlik yaratır. Şimdi kalbini diri tut, umudunu kaybetme; geciken her güzellik vaktini bekleyen bir lütuftur. Dualarını eksik etme; göğe yükselen hiçbir niyaz cevapsız kalmaz. Unutma, Allah en doğru zamanda en hayırlı şekilde verendir; yeter ki O’na güvenmekten vazgeçme.. ❄️
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gözleri Umuttu çilenin girdabında Saçları kızıl karası akşamlar kadar Sultası gecenin ve Ne desem eksik kalır biliyorum Düşümde rastaladığım o hayalin ... -Hüsnü Bala
Bir çürük meyve, yanındakileri de etkiler. Bir kötü söz, onlarca güzel cümlenin bırakamadığı izi bırakabilir. Sürekli değersiz hissettirilen biri, zamanla kendi değerinden şüphe etmeye başlar. Sürekli küçümsenen biri, hayallerini küçültür. Sürekli yalnız bırakılan biri ise kalabalıkların içinde bile kendini eksik hisseder.
'Sırayla geçip gidiyoruz dünyadan Ne yapsak eksik kalıyor Kapılar kapanıyor Ölüm geliyor Gözlerimiz açık kalıyor Bir el gelip kapatıyor Dünyaya doymayan Açık kalan gözlerimizi Sonrası sessizlik içinde geçen zaman'
Alıntı
Annemm
“Allah anne sesini eksik etmesin kulağımızdan “