"Biraz şikayet edecek olursam" diyordu yüreyi, "bu yalnızca benim bir insan yüreği olmamdandır ve insanların yürekleri böyle olur. Ulaşmaya layık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar. Dirilmemek üzere sona ermiş aşklar, olağanüstü olabilecek, ama olamayan anlar, keşfedilmesi gereken, ama sonsuza dek kumların altında kalan hazineler daha aklımıza gelir gelmez bizler, yürekler hemen ölürüz. Çünkü böyle bir durumla karşılaşınca ölümcül acılar çekeriz."
"Yüreğim bir hain," dedi delikanlı Simyacı'ya, atlarını biraz dinlendirmek için durduklarında. "Devam etmek istemiyor."
"Ne ala," diye yanıtladı Simyacı. "Bu da yüreğinin diri olduğunu gösteriyor. Şimdiye kadar elde etmeyi başardığı şeyleri bir düşle değiş tokuş etmekten korkması kadar doğal ne var."
İnsanlar bana danışmaya geldikleri zaman, geleceği okumam; onu sezerim. Çünkü gelecek, Tanrı'ya aittir ve yalnızca o açınlar geleceği ve yalnızca olağanüstü durumlarda. Geleceği nasıl seziyorum? Şimdinin işaretleri sayesinde. Gizin kökü şimdidedir; şimdiye dikkat edecek olursan, onu iyileştirebilirsin. Ve şimdiyi iyileştirebilirsen, daha sonra gelecek olan da iyi olacaktır.
Bir gün en yaşlı kahin, deveciye neden bu kadar gelecekle ilgilendiğini sormuştu:
"Bir şeyler yapabilmek için," diye yanıtlamıştı deveci. "Ve olmasını istemediğim şeyleri tersine çevirmek için."
"O zaman bu senin geleceğin olmaz ki," diye yanıtladı kahin.
"Ama belki de olacaklara kendimi hazırlamak için geleceği öğrenmek istiyorum."
"Bunlar iyi şeylerse hoş bir sürpriz olacak," dedi kahin. "Kötü şeylerse daha gerçekleşmeden acı çekeceksin."