• 8- El-Müheymin: "Her şeyi görüp gözeten."
  • 1- Allah(C.C.): "Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah, Her biri sonsuz bir hazine olan bütün isimlerini kuşatan özel ismi. İsimlerin sultanı."
    2- Er-Rahmân: "Dünyada bütün mahlükata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden."
    3- Er-Rahîm: "Ahirette, müminlere sonsuz ikram, lütuf ve ihsanda bulunan."
    4- El-Melik: "Mülkün, kainatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan."
    5- El-Kuddûs: "Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdıse layık olan."
    6- Es-Selâm: "Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran."
    7- El-Mü'min: "Güven veren, emin kılan, koruyan."
    8- El-Müheymin: "Her şeyi görüp gözeten."
    9- El-Azîz: "İzzet sahibi, her şeye galip olan."
    10- El-Cebbâr: "Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran."
    11- El-Mütekebbir: "Büyüklükte eşi, benzeri olmayan."
  • 1- Allah(C.C.): "Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah, Her biri sonsuz bir hazine olan bütün isimlerini kuşatan özel ismi. İsimlerin sultanı."
    2- Er-Rahmân: "Dünyada bütün mahlükata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden."
    3- Er-Rahîm: "Ahirette, müminlere sonsuz ikram, lütuf ve ihsanda bulunan."
    4- El-Melik: "Mülkün, kainatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan."
    5- El-Kuddûs: "Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdıse layık olan."
    6- Es-Selâm: "Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran."
    7- El-Mü'min: "Güven veren, emin kılan, koruyan."
    8- El-Müheymin: "Her şeyi görüp gözeten."
    9- El-Azîz: "İzzet sahibi, her şeye galip olan."
    10- El-Cebbâr: "Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran."
    11- El-Mütekebbir: "Büyüklükte eşi, benzeri olmayan."
    12- El-Hâlık: "Yaratan, yoktan var eden."
    13- El-Bâri: "Her şeyi kusursuz ve uyumlu yaratan."
    14- El-Musavvir: ''Varlıklara şekil veren."
    15- El-Gaffâr: "Günahları örten ve çok mağfiret eden."
    16- El-Kahhâr: "Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hakim olan."
    17- El-Vehhâb: "Karşılıksız hibeler veren, çok fazla ihsan eden."
    18- Er-Rezzâk: "Bütün mahlükatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan."
    19- El-Fettâh: "Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaran. "
    20- El-Alîm: "Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi en ince detaylarına kadar bilen."
    21- El-Kâbıd: "Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan."
    22- El-Bâsıt: "Dilediğine bolluk veren, açan, genişleten."
    23- El-Hâfıd: "Dereceleri alçaltan"
    24- Er-Râfi: "Şeref verip yükselten."
    25- El-Mu'ız: "Dilediğini aziz eden, izzet veren."
    26- El-Müzil: "Dilediğini zillete düşüren."
    27- Es-Semi: "Her şeyi en iyi işiten."
    28- El-Basîr: "Gizli açık, her şeyi en iyi gören."
    29- El-Hakem: "Mutlak hakim, hakkı batıldan ayıran. Hikmetle hükmeden."
    30- El-Adl: "Mutlak adil, çok adaletli."
    31- El-Latîf: "Lütuf ve ihsan sahibi olan. Bütün incelikleri bilen."
    32- El-Habîr: "Olmuş olacak her şeyden haberdar."
    33- El-Halîm: "Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan."
    34- El-Azîm: "Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce."
    35- El-Gafûr: "Affı, mağfireti bol."
    36- Eş-Şekûr: "Az amele, çok sevap veren."
    37- El-Aliyy: "Yüceler yücesi, çok yüce."
    38- El-Kebîr: "Büyüklükte benzeri yok, pek büyük."
    39- El-Hafîz: "Her şeyi koruyucu olan."
    40- El-Mukît: "Her yaratılmışın rızkını, gıdasını veren, tayin eden."
    41- El-Hasîb: "Kulların hesabını en iyi gören."
    42- El-Celîl: "Celal ve azamet sahibi olan."
    43- El-Kerîm: "Keremi, lütuf ve ihsanı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden."
    44- Er-Rakîb: "Her varlığı, her işi her an görüp, gözeten, kontrolü altında tutan."
    45- El-Mucîb: "Duaları, istekleri kabul eden".Allahın 99 İsmi Ve Türkçe Anlamları(EsmaÜl Hüsna )
    46- El-Vâsi: "Rahmet, kudret ve ilmi ile her şeyi ihata eden'"
    47- El-Hakîm: "Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan."
    48- El-Vedûd: "Kullarını en fazla seven, sevilmeye en layık olan."
    49- El-Mecîd: "Her türlü övgüye layık bulunan."
    50- El-Bâis: "Ölüleri dirilten."
    51- Eş-Şehîd: "Her zaman her yerde hazır ve nazır olan."
    52- El-Hakk: "Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran."
    53- El-Vekîl: "Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran."
    54- El-Kaviyy: "Kudreti en üstün ve hiç azalmaz."
    55- El-Metîn: "Kuvvet ve kudret kaynağı, pek güçlü."
    56- El-Veliyy: "İnananların dostu, onları sevip yardım eden."
    57- El-Hamîd: "Her türlü hamd ve senaya layık olan."
    58- El-Muhsî: "Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen."
    59- El-Mübdi: "Maddesiz, örneksiz yaratan."
    60- El-Muîd: ''Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan."
    61- El-Muhyî: "İhya eden, dirilten, can veren."
    62- El-Mümît: "Her canlıya ölümü tattıran."
    63- El-Hayy: "Ezeli ve ebedi hayat sahibi."
    64- El-Kayyûm: 'Varlıkları diri tutan, zatı ile kaim olan."
    65- El-Vâcid: "Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, istediğini, istediği vakit bulan."
    66- El-Macîd: "Kadri ve şanı büyük, keremi, ihsanı bol olan."
    67- El-Vâhid: "Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan."
    68- Es-Samed: "Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu."
    69- El-Kâdir: "Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan."
    70- El-Muktedir: "Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi."
    71- El-Mukaddim: "Dilediğini, öne alan, yükselten."
    72- El-Muahhir: "Dilediğini sona alan, erteleyen, alçaltan."
    73- El-Evvel: "Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan."
    74- El-Âhir: "Ebedi olan, varlığının sonu olmayan."
    75- El-Zâhir: "Varlığı açık, aşikar olan, kesin delillerle bilinen. "
    76- El-Bâtın: "Akılların idrak edemeyeceği, yüceliği gizli olan. "
    77- El-Vâlî: "Bütün kainatı idare eden."
    78- El-Müteâlî: "Son derece yüce olan."
    79- El-Berr: "İyilik ve ihsanı bol, iyilik ve ihsan kaynağı."
    80- Et-Tevvâb: "Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan."
    81- El-Müntekim: "Zalimlerin cezasını veren, intikam alan."
    82- El-Afüvv: "Affı çok olan, günahları affetmeyi seven."
    83- Er-Raûf: "Çok merhametli, pek şefkatli."
    84- Mâlik-ül Mülk: "Mülkün, her varlığın sahibi."
    85- Zül-Celâli vel ikrâm: "Celal, azamet ve pek büyük ikram sahibi."
    86- El-Muksit: "Her işi birbirine uygun yapan."
    87- El-Câmi: "Mahşerde her mahlükatı bir araya toplayan."
    88- El-Ganiyy: "Her türlü zenginlik sahibi, ihtiyacı olmayan."
    89- El-Mugnî: "Müstağni kılan. ihtiyaç gideren, zengin eden."
    90- El-Mâni: "Dilemediği şeye mani olan, engelleyen."
    91- Ed-Dârr: "Elem, zarar verenleri yaratan."
    92- En-Nâfi: "Fayda veren şeyleri yaratan."
    93- En-Nûr: "Alemleri nurlandıran, dilediğine nur veren."
    94- El-Hâdî: "Hidayet veren."
    95- El-Bedî: "Eşi ve benzeri olmayan güzellik sahibi, eşsiz yaratan."
    96- El-Bâkî: ''Varlığının sonu olmayan, ebedi olan."
    97- El-Vâris: "Her şeyin asıl sahibi olan."
    98- Er-Reşîd: "İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren. "
    99- Es-Sabûr: "Ceza vermede acele etmeyen."
  • Allah,
    er-Rahmân, er-Rahîm,
    el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
    el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
    el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr,
    el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
    el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr,
    el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
    eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
    el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
    el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
    el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
    el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
    el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
    el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
    Mâlikü'l-Mülk, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi',
    el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi',
    en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî,
    el-Vâris, er-Reşîd,
    es-Sabûr.
  • 1- Allah(C.C.): "Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah, Her biri sonsuz bir hazine olan bütün isimlerini kuşatan özel ismi. İsimlerin sultanı."
    2- Er-Rahmân: "Dünyada bütün mahlükata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden."
    3- Er-Rahîm: "Ahirette, müminlere sonsuz ikram, lütuf ve ihsanda bulunan."
    4- El-Melik: "Mülkün, kainatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan."
    5- El-Kuddûs: "Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdıse layık olan."
    6- Es-Selâm: "Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran."
    7- El-Mü'min: "Güven veren, emin kılan, koruyan."
    8- El-Müheymin: "Her şeyi görüp gözeten."
    9- El-Azîz: "İzzet sahibi, her şeye galip olan."
    10- El-Cebbâr: "Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran."
    11- El-Mütekebbir: "Büyüklükte eşi, benzeri olmayan."
    12- El-Hâlık: "Yaratan, yoktan var eden."
    13- El-Bâri: "Her şeyi kusursuz ve uyumlu yaratan."
    14- El-Musavvir: ''Varlıklara şekil veren."
    15- El-Gaffâr: "Günahları örten ve çok mağfiret eden."
    16- El-Kahhâr: "Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hakim olan."
    17- El-Vehhâb: "Karşılıksız hibeler veren, çok fazla ihsan eden."
    18- Er-Rezzâk: "Bütün mahlükatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan."
    19- El-Fettâh: "Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaran. "
    20- El-Alîm: "Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi en ince detaylarına kadar bilen."
    21- El-Kâbıd: "Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan."
    22- El-Bâsıt: "Dilediğine bolluk veren, açan, genişleten."
    23- El-Hâfıd: "Dereceleri alçaltan"
    24- Er-Râfi: "Şeref verip yükselten."
    25- El-Mu'ız: "Dilediğini aziz eden, izzet veren."
    26- El-Müzil: "Dilediğini zillete düşüren."
    27- Es-Semi: "Her şeyi en iyi işiten."
    28- El-Basîr: "Gizli açık, her şeyi en iyi gören."
    29- El-Hakem: "Mutlak hakim, hakkı batıldan ayıran. Hikmetle hükmeden."
    30- El-Adl: "Mutlak adil, çok adaletli."
    31- El-Latîf: "Lütuf ve ihsan sahibi olan. Bütün incelikleri bilen."
    32- El-Habîr: "Olmuş olacak her şeyden haberdar."
    33- El-Halîm: "Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan."
    34- El-Azîm: "Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce."
    35- El-Gafûr: "Affı, mağfireti bol."
    36- Eş-Şekûr: "Az amele, çok sevap veren."
    37- El-Aliyy: "Yüceler yücesi, çok yüce."
    38- El-Kebîr: "Büyüklükte benzeri yok, pek büyük."
    39- El-Hafîz: "Her şeyi koruyucu olan."
    40- El-Mukît: "Her yaratılmışın rızkını, gıdasını veren, tayin eden."
    41- El-Hasîb: "Kulların hesabını en iyi gören."
    42- El-Celîl: "Celal ve azamet sahibi olan."
    43- El-Kerîm: "Keremi, lütuf ve ihsanı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden."
    44- Er-Rakîb: "Her varlığı, her işi her an görüp, gözeten, kontrolü altında tutan."
    45- El-Mucîb: "Duaları, istekleri kabul eden".Allahın 99 İsmi Ve Türkçe Anlamları(EsmaÜl Hüsna )
    46- El-Vâsi: "Rahmet, kudret ve ilmi ile her şeyi ihata eden'"
    47- El-Hakîm: "Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan."
    48- El-Vedûd: "Kullarını en fazla seven, sevilmeye en layık olan."
    49- El-Mecîd: "Her türlü övgüye layık bulunan."
    50- El-Bâis: "Ölüleri dirilten."
    51- Eş-Şehîd: "Her zaman her yerde hazır ve nazır olan."
    52- El-Hakk: "Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran."
    53- El-Vekîl: "Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran."
    54- El-Kaviyy: "Kudreti en üstün ve hiç azalmaz."
    55- El-Metîn: "Kuvvet ve kudret kaynağı, pek güçlü."
    56- El-Veliyy: "İnananların dostu, onları sevip yardım eden."
    57- El-Hamîd: "Her türlü hamd ve senaya layık olan."
    58- El-Muhsî: "Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen."
    59- El-Mübdi: "Maddesiz, örneksiz yaratan."
    60- El-Muîd: ''Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan."
    61- El-Muhyî: "İhya eden, dirilten, can veren."
    62- El-Mümît: "Her canlıya ölümü tattıran."
    63- El-Hayy: "Ezeli ve ebedi hayat sahibi."
    64- El-Kayyûm: 'Varlıkları diri tutan, zatı ile kaim olan."
    65- El-Vâcid: "Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, istediğini, istediği vakit bulan."
    66- El-Macîd: "Kadri ve şanı büyük, keremi, ihsanı bol olan."
    67- El-Vâhid: "Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan."
    68- Es-Samed: "Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu."
    69- El-Kâdir: "Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan."
    70- El-Muktedir: "Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi."
    71- El-Mukaddim: "Dilediğini, öne alan, yükselten."
    72- El-Muahhir: "Dilediğini sona alan, erteleyen, alçaltan."
    73- El-Evvel: "Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan."
    74- El-Âhir: "Ebedi olan, varlığının sonu olmayan."
    75- El-Zâhir: "Varlığı açık, aşikar olan, kesin delillerle bilinen. "
    76- El-Bâtın: "Akılların idrak edemeyeceği, yüceliği gizli olan. "
    77- El-Vâlî: "Bütün kainatı idare eden."
    78- El-Müteâlî: "Son derece yüce olan."
    79- El-Berr: "İyilik ve ihsanı bol, iyilik ve ihsan kaynağı."
    80- Et-Tevvâb: "Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan."
    81- El-Müntekim: "Zalimlerin cezasını veren, intikam alan."
    82- El-Afüvv: "Affı çok olan, günahları affetmeyi seven."
    83- Er-Raûf: "Çok merhametli, pek şefkatli."
    84- Mâlik-ül Mülk: "Mülkün, her varlığın sahibi."
    85- Zül-Celâli vel ikrâm: "Celal, azamet ve pek büyük ikram sahibi."
    86- El-Muksit: "Her işi birbirine uygun yapan."
    87- El-Câmi: "Mahşerde her mahlükatı bir araya toplayan."
    88- El-Ganiyy: "Her türlü zenginlik sahibi, ihtiyacı olmayan."
    89- El-Mugnî: "Müstağni kılan. ihtiyaç gideren, zengin eden."
    90- El-Mâni: "Dilemediği şeye mani olan, engelleyen."
    91- Ed-Dârr: "Elem, zarar verenleri yaratan."
    92- En-Nâfi: "Fayda veren şeyleri yaratan."
    93- En-Nûr: "Alemleri nurlandıran, dilediğine nur veren."
    94- El-Hâdî: "Hidayet veren."
    95- El-Bedî: "Eşi ve benzeri olmayan güzellik sahibi, eşsiz yaratan."
    96- El-Bâkî: ''Varlığının sonu olmayan, ebedi olan."
    97- El-Vâris: "Her şeyin asıl sahibi olan."
    98- Er-Reşîd: "İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren. "
    99- Es-Sabûr: "Ceza vermede acele etmeyen."
  • Ayet ve hadislerde Allah’ın isimleri “En güzel isimler” anlamında “(el-esmâü’l-hüsnâ” şeklinde ifade edilmektedir.

    ALLAH’IN İSİMLERİ VE ANLAMLARI
    Kur’ân ayetlerinde Yüce Allah’ın isimleri isim veya isim tamlamaları şeklinde geçmektedir.

    el-A’lâ: (en yüce, en şerefli),

    el-A’lem: (her şeyi en iyi bilen),

    el-Alî: (şanı, şerefi, izzeti ve kudreti yüce olan),

    el-Âlim: (bilen, anlayan, tanıyan),

    el-Alîm: (her şeyi çok iyi bilen),

    el-Âhir: (varlığının sonu olmayan, ölümsüz, ebedî ve bâkî),

    el-Akrab: (bilmesi, görmesi, duyması, haberdâr olması ve yardım etmesi açısından insanlara en yakın olan),

    el-Azîm: (zatı, isim, sıfat ve fiilleri itibariyle pek ulu, büyük, yüce),

    el-Azîz: (üstün, güçlü, kuvvetli, galip, şerefli, değerli, melik),

    el-Bâri: (yaratan, örneği olmadan varlıkları îcat eden),

    el-Basîr: (aydınlık ve karanlıkta küçük ve büyük her şeyi gören),

    el-Bâtın: (mâhiyeti akıl ile idrâk olunamayan, hayal ile tahayyül edilemeyen, her şeyin iç yüzünü, sırlarını bilen),

    el-Berr: (iyilik eden, çok lütufkâr, çok merhametli, çok şefkatli),

    Câ’ılûn: (yaratan, vâr eden, bir varlıktan başka bir varlık yapan),

    el-Cebbâr: (emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yaratıklarının hâllerini düzelten),

    el-Ebkâ: (verdiği nimetler sürekli ve hep kalıcı olan),

    el-Ehad: (eşi, benzeri ve ikincisi bulunmayan bir tek, yegâne),

    el-Ekrem: (en çok ikram eden),

    el-Evvel: (öncesi olmayan, yaratılmamış, ezelî ve kadîm tek varlık),

    Fâil(ûn): (yapan, yaratan, vâr eden),

    el-Fettâh: (iyilik kapılarını açan, en âdil hüküm veren)

    el-Ğaffâr: (çok affeden, çok bağışlayan, günah ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan),

    el-Ğafûr: (çok affeden, çok bağışlayan),

    el-Ğanî: (zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan),

    el-Habîr: (her şeyden haberdar olan, gizli aşikâr her şeyi bilen, haber veren),

    el-Hâdi: (hile yapanları cezalandıran)

    el-Hâdî: (hidayet eden, doğru yolu gösteren),

    el-Hafî: (çok ikram eden, son derece iyilik ve lütuf sahibi, her şeyi bilen, duaları kabul eden)

    Hâfiz(ûn): (koruyup gözeten),

    el-Hafîz: (varlıkları yok olmaktan koruyan),

    el-Hakîm: (hikmet sahibi, her işi, emri ve yasağı yerli yerinde olan),

    el-Hâkim: (hükmeden, karar veren, haklıyı haksızı ayıran),

    el-Hakem: (hüküm veren, son kararı veren),

    el-Hakk: (varlığı, ilâh ve rab oluşu hak olan, eşyayı var eden, hakkı ızhar eden, mülk sahibi, yok olmayan, varlığında şüphe bulunmayan, âdil),

    el-Halîm: (çok sakin, hemen öfkelenmeyen, acele etmeyen, teenni ile hareket eden),

    el-Hallâk: (mükemmel yaratan, devamlı yaratan),

    el-Hasîb: (insanlara yeten, insanların yaptıklarını koruyup hesaba çeken),

    Hâsib(în): (insanları sorgulayan, hesaba çeken),

    el-Hayr: (hayırlı olan, faydalı olan, iyilik eden),

    el-İlâh: (ma’bûd, Tanrı),

    el-Kadîr: (çok güçlü, çok kuvvetli, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapabilen),

    el-Kâdir: (güçlü, kuvvetli, her şeye gücü yeten),

    el-Kâfî: (kullarına yardım eden, vekil olan, yol gösteren, yaptıklarını bilen, gören, haberdar olan ve hesaba çeken),

    el-Kahhâr: (yenilmeyen, daima galip gelen),

    el-Kâhir: (galip gelen, zelil eden, güçlü, her şeyi kuşatan, yaratıklarını dilediği gibi yöneten),

    el-Kâim: (varlıkları görüp gözeten, koruyan, yöneten),

    el-Karîb: (af, mağfireti, rahmeti, bilmesi, görmesi ve duyması itibariyle kullarına yakın olan),

    el-Kâşif: (azap, sıkıntı, bela ve dertleri gideren),

    Kâtib(ûn): (insanların yaptıklarını yazan),

    el-Kavî: (kuvvetli, kudretli, her şeye gücü yeten),

    el-Kayyûm: (zatı ile kaim olana, ezelî ve ebedî, her şeyin varlığı kendisine bağlı, uykusu ve uyuklaması olmayan, varlıkları yöneten, koruyan, ihtiyaçlarını üstlenen),

    el-Kebîr: (zatı, isim ve sıfatları, şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti, değer ve izzeti pek yüce, ulu ve büyük),

    el-Kerîm: (değerli, şerefli, çok nimet veren, nimet ve ihsanı bol olan ),

    el-Kuddûs: (her türlü çirkinlik, noksanlık ve ayıplardan uzak, tertemiz, bütün kemal sıfatları kendisinde toplayan, güzellik, iyilik ve ihsanlarıyla övülen),

    el-Latîf: (yaratıklara karşı yumuşak, çok merhametli, çok lütufkâr, ihsan sahibi, insanlara hak ettiklerinden fazlasını veren her şeyin detayını, sırlarını en iyi bilen, işleri çok hassas düzenleyen, gözle görülmeyen),

    Mâhid(ûn): (yeryüzünü yaratıkları için elverişli, yarayışlı ve faydalı olarak yaratan),

    el-Mâlik: (bütün varlıkların sahibi),

    el-Mecîd: (çok şerefli, çok itibarlı),

    el-Melik: (bütün varlıkları yöneten, dilediğini yapan, dilediği gibi hükmeden),

    el-Melîk: (çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve maliki, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren),

    el-Metîn: (çok kuvvetli, çok dayanıklı, acizliği, za’fiyeti ve gevşekliği olmayan),

    el-Mevlâ: (dost, yardımcı, görüp gözeten),

    Mu’azzib(în): (suç işleyenleri, zalimleri, günahkârları cezalandıran),

    el-Mu’ızz: (izzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şerefli kılan, aziz yapan),

    el-Muhric: (bir şeyi açığa çıkaran, bir varlıktan başka bir varlık var eden, gizli şeyleri ortaya çıkaran),

    el-Muhît: (ilim ve kudretiyle her şeyi kuşatan, her şeye muttali olan),

    el-Mukît: (her şeye gücü yeten, rızık veren, yapılanları bilen, koruyan, mükâfat veren),

    el-Muktedir: (güçlü, kuvvetli, istediğini istediği gibi yapan),

    el-Musavvir: (yaratıklara şekil ve özellik veren),

    Mûsi(’ûn): (gökleri genişleten),

    el-Mübîn: (varlığı aşikâr olan, hakkı ızhar eden, gerçeği beyan eden),

    Mübrim(ûn): (hile ile kötülük yapmaya karar verenleri bilen, onların bu kötülüklerini boşa çıkran, onları kesin olarak cezalandıran),

    Mübtelî(n): (deneyen, imtihan eden, gizli olanları açığa çıkaran),

    el-Mücîb: (duaları, istekleri, dilekleri kabul eden, ihtiyaçları karşılayan, sıkıntıları gideren),

    el-Müheymin: (insanların bütün yaptıklarını bilen, koruyan, görüp gözeten),

    el-Mühlik: (isyan eden, azan, günaha dalan ve zulmeden fert ve toplumları helâk eden),

    el-Mü’min: (yaratıklarına güven veren),

    el-Müneccî: (sıkıntı, bela ve azaptan kurtaran),

    el-Münezzil: (nimet veren, su, sekînet, melek, kitap ve Peygamber indiren),

    el-Münîr: (ışık veren, aydınlatan),

    Münşi’(ûn): (îcat eden, inşa eden, yapan, örneksiz olarak yaratan),

    Müntekım(ûn): (suçluları cezalandıran),

    Münzil(în): (melek, kitap, su ve sekînet indiren, nimet veren),

    Münzir(în): (kullarına fayda ve zarar veren şeyleri bildiren; inkâr ve isyan edenlerin âkibetinin kötü olduğunu haber vererek onları bu davranışlardan sakındıran ve azabı ile korkutan),

    Mürsil(în): (vahiy, peygamber, bol yağmur, aşılayıcı rüzgâr, koruyucu melek, âsiler için yıldırımlar ve âfetler gönderen),

    el-Müste’ân: (kendisinden yardım istenen, kendisine sığınılan),

    Müstemi(ûn): (sesleri işiten, duyan),

    el-Müte’âl: (aşkın, pek yüce, ulu, eksik ve noksanlıklardan berî olan),

    el-Mütekebbir: (ihtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu),

    el-Müteveffî: (yaratıkların canlarını alan),

    en-Nâsır: (yardım eden),

    en-Nesîr: (çok yardım eden, sürekli yardım eden),

    er-Râfi: (peygamber ve mü’minlerin itibar, şan ve şereflerini artıran, göğü yükselten),

    er-Rahîm: (çok merhametli),

    er-Rahmân: (çok merhametli),

    er-Rakîb: (insanların hâllerini, sözlerini, yaptıklarını ve davranışlarını bilen, haberdar olan, murakabe edip koruyan),

    er-Raûf: (çok merhametli, çok şefkatli, çok acıyan),

    er-Rezzâk: (bol nimet, maddî ve manevî rızık veren),

    Sâdık(ûn): (söz, iş, va’d ve va’îdinde doğru olan, her sözünü ve va’dini yerine getiren),

    es-Samed: (her şeyin kendisine muhtaç olduğu, yöneldiği, her dilek ve isteğin mercii; hiç eksiği, kusuru ve ihtiyacı olmayan ulu, şanlı, dosdoğru, âdil ve güvenilir olan),

    es-Selâm: (eksiklik, acizlik, hastalık, ölüm ve benzeri şeylerden salim olan kullarına güven ve selamet veren),

    es-Semî: (her sözü, bütün konuşulanları en iyi işiten, duyan)

    Şâhid(în): (bilen, muttali olan, her şeye tanık olan),

    eş-Şâkir: (verdiği nimetlere şükreden ve çalışan kimseyi ödüllendiren),

    eş-Şefî: (mü’minlerin yâr ve yardımcısı, azap ve sıkıntılardan koruyucusu olan),

    eş-Şehîd: (her şeye muttali olan, gören, bilen, haberdâr olan, her yerde hazır nazır olan, hiçbir şey kendisinden gizlenemeyen, bütün sırlara vakıf olan, her şeyi murakabe eden),

    eş-Şekûr: (ibadet eden kullarının mükâfatlarını bolca veren, az çok her itaati ödüllendiren),

    eş-Şey: (var olan, mevcut),

    et-Tevvâb: (sürekli tövbeleri kabul eden),

    el-Vâhid: (zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan, tek olan),

    el-Vâlî: (koruyup gözeten, yardım eden, işleri deruhte eden),

    el-Vâris: (bütün varlıkların sahibi, bâkî ve ebedî olan, her şey kendisine dönen),

    el-Vâsi: (güçlü, kuvvetli, ilim ve merhameti her şeyi kuşatan, bütün yaratıklara rızık veren, nimet ve ihsanı bol olan),

    el-Vedûd: (mü’minleri çok seven, kulları tarafından çok sevilen),

    el-Vehhâb: (karşılıksız çok nimet veren, ikram ve ihsanda devamlı olan, lütfu, ihsanı ve rahmeti bütün kulları kuşatan),

    el-Vekîl: (güvenilen, koruyan, yardım eden, görüp gözeten, her şeyin maliki ve yöneticisi olan),

    el-Velî: (dost, seven, görüp gözeten, yardım eden),

    ez-Zâhir: (varlığı her şeyden aşikâr olan, her şeye galip gelen, her şeyden yüce olan),

    Zâri’(ûn): (ekinleri, bitkileri yetiştiren, büyüten),

    Hüvallâhüllezî lâ ilâhe illâ hû: (Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah) (Toplam: 119)

    İSİM TAMLAMALARI
    Adüvvün li’l-kâfirîn: (kâfirlerin düşmanı)

    Âhizün bi nâsiyetihi: (suçluları cezalandıran)

    Ahkemü’l-hâkimîn: (hüküm verenlerin en adili)

    Ahsenü’l-hâlikîn: (yaratanların, takdir ve tasvir edenlerin en iyisi)

    Âlimü’l-ğaybi: (gaybı bilen)

    Allâmü’l-ğuyûb: (görünmeyenleri çok iyi bilen)

    Bâliğu emrihi: (emri, hükmü hedefine ulaşan, kararını infaz eden)

    Bedî’u’s-semâvâti ve’l-ard: (gökleri ve yeri örneği olmadan yaratan)

    Berîü’n mine’l-müşrikîn: (müşriklerden berî, uzak olan)

    Câmi’u’n-nâs: (kıyamette insanları bir araya toplayan, cem eden)

    Ehlü’l-mağfire: (mağfiret ehli, affedici )

    Ehlü’t-takvâ: (azabından korkup sakınmaya, korunmaya lâyık olan)

    Erhamü’r-râhımîn: (merhamet edenlerin en merhametlisi )

    Esdaku hadisen: (en doğru sözlü)

    Esdeku kîlen: (en doğru sözlü)

    Esra’u ferahan: (kullarının tövbesine çok sevinen)

    Esra’u mekren: (hile ve tuzak kuranları en süratli bir şekilde cezalandıran)

    Esra’u’l-hâsibîn: (hesap soranların, hesap görenlerin en süratlisi)

    Eşeddü be’sen: (çok şiddetli cezalandıran)

    Eşeddü ferahan: (kulunun tövbesine çok sevinen)

    Eşeddü kuvveten: (çok kuvvetli, çok güçlü)

    Eşeddü tenkîlen: (çok şiddetli cezalandıran)

    Fa’âlü’n-limâ yürîd: (dilediğini yapan)

    Fâliku’l-abbi ve’n-nevâ: (çekirdek ve taneleri çatlatan, yarıp açan )

    Fâliku’l-ısbâh: (karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran)

    Fâtıru’s-semâvâti ve’l-ard: (yeri ve gökleri yaratan)

    Gâlib’ün ‘alâ emrihî: (emirinde işinde ve hükmünde galip olan)

    Ğâfirü’z-zenbi: (günahları bağışlayan)

    Hâliku külli şey’in: (her şeyin yaratıcısı)

    Hayru’l-fâsılîn: (hükmedenlerin, haklı ile haksızı ayırt edenlerin en hayırlısı)

    Hayru’l-fâtihîn: (hükmedenlerin, nimet verenlerin, hayır kapılarını açanların en hayırlısı)

    Hayru’l-ğâfirîn: (bağışlayanların en hayırlısı)

    Hayru’l-hâkimîn: (hüküm ve karar verenlerin en hayırlısı )

    Hayru’l-mâkirîn: (hile ile kötülük yapanları bilemeyecekleri, anlayamayacakları cihetlerden daha şiddetli cezalandıran)

    Hayru’l-münzilîn: (nimet verenlerin, ikram edenlerin en hayırlısı)

    Hayru’l-vârisîn: (varislerin en hayırlısı)

    Hayru’n-nâsırîn: (yardım edenlerin en hayırlısı)

    Hayru’r-râhımîn: (merhamet edenlerin en hayırlısı)

    Hayru’r-râzkîn: (rızık, nimet verenlerin en hayırlısı)

    Hayrun hâfizan: (en iyi koruyup gözeten)

    İlâhü’n-nâs: (insanların ilâhı)

    Kâbilü’t-tevb: (tövbeleri kabul eden)

    Kâşifü’l-azâb: (azabı, sıkıntıyı, derdi kaldıran)

    Mâlikü yevmiddîn: (hesap gününün maliki, sahibi)

    Mâlikü’l-mülk: (bütün mülkün sahibi)

    Meliki’n-nâs: (insanların meliki)

    Mûhinü keydi’l-kâfirîn: (kâfirlerin tuzağını zayıflatan, boşa çıkaran)

    Muhîtü’n bi’l-kâfirîn: (kâfirleri kuşatan)

    Muhyî’l-mevtâ: (ölüleri dirilten)

    Muhzî’l-kâfirîn: (kâfirleri rezil rüsvay eden)

    Mütimmü nûrihi: (nurunu, dînini tamamlayan)

    Nûru’s-semâvâti ve’l-ard: (gökleri ve yeri aydınlatan)

    Rabbü külli şey’in: (her şeyin rabbi)

    Rabbü’l-âlemîn: (âlemlerin rabbi)

    Rabbü’l-ard: (yeryüzünün rabbi)

    Rabbü’l-arş: (arşın rabbi)

    Rabbü’l-felak: (sabahın rabbi)

    Rabbü’l-ızzeti: (kudret ve şeref sahibi)

    Rabbü’n-nâs: (insanların rabbi),

    Rabbü’s-semâvâti: (göklerin rabbi)

    Rabbü’ş-şi’râ: (Şi’ra yıldızının sahibi)

    Refî’u’d-derecât: (manevî dereceleri ve gökleri tabaka tabaka yükselten)

    Semî’u’d-du’â: (tövbeleri ve duaları duyan ve kabul eden)

    Serîu’l-hısâb: (hesabı, sorgulaması çok süratli olan)

    Şedîdü’l-‘azâb: (azabı, cezalandırması çok şiddetli olan)

    Şedîdü’l-‘ıkâb: (çok hızlı cezalandıran)

    Şedîdü’l-mihâl: (cezası, azabı, kuvveti çok şiddetli olan)

    Vâsi’u’l-mağfire: (bağışlaması, mağfireti bol olan)

    Zü’l-fadli’l-azîm: (çok ikram sahibi)

    Zî’t-tavl: (lütuf, bağış, ikram, ihsan, af ve bağış sahibi)

    Zü’l-ikrâm: (ikram sahibi)

    Zû fadlin ale’l-âlemîn: (âlemlere nimet veren)

    Zû fadlin ale’n-nâs: (insanlara ikram eden),

    Zû-intikam: (intikam sahibi, âsileri, zalimleri cezalandıran)

    Zü’l-‘ıkâb: (suçluları, günahkârları, zalimleri cezalandıran)

    Zü’l-Arş: (Arş’ın sahibi)

    Zü’l-celâl ve’l-ikrâm: (azamet ve kibriya, ikram ve ihsan sahibi)

    Zü’l-kuvveti: (güç ve kuvvet sahibi)

    Zü’l-mağfire: (af ve bağış sahibi)

    Zü’l-me’âric: (bütün derecelerin sahibi)

    Zü’r-rahmeti: (merhamet sahibi) (Toplam: 81)

    Kur’ân’da Allah’ın güzel isim ve sıfatları bildirildiği gibi hadislerde de bildirilmektedir. Bazı hadislerde Allah’ın güzel isimlerinin sayısı 99 olarak geçmekte, hadislerin bir kısmında bu isimler zikredilmekte, bir kısmında ise zikredilmemektedir.
  • Allah Teâlâ'nın isimleri doksan dokuz isimden ibaret değildir. O'nun ayet ve hadislerde geçen başka isimleri de vardır. Yalnız Tirmizî ve İbn Mâce'de geçen bir hadiste bu doksan dokuz isim teker teker sayılmıştır. Bu isimler şunlardır:

    1) ALLAH: Tüm isim ve sıfatlan kendinde toplayan yüce Allah'ın zatının, başka hiçbir varlığa verilemeyen ismidir.

    2) RABB: Terbiye eden, yaratan, besleyen, mâlik, en mükemmel, sahip tutan ve idare eden anlamlarına gelir. Rabb ismi, yüce Allah'ın umûmî isimlerindendir. Âlemlerin devamını sağlayan yüce Allah, onların Rabbi'dir. Allah'ın her türlü eksiklikten münezzeh olan rubûbiyeti ve O'nun neticesi olan terbiyesi, besleyip büyütmesi olmasaydı, kainatta ne varlıktan, ne de tekâmül'den hiçbir eser bulunmazdı. Eğer bir kemâlimiz, bir terbiyemiz, ölçülü bir şekilde doğmamız, büyümemiz, yaşamamız ve ölmemiz varsa, bunlarda yüce Allah'ın Rab sıfatının yansımasını görmemek mümkün değildir. Bu âlemde görülen ve bilinen her şeyde yüce Allah'ın sıfatlarının belirtisi vardır.

    3) RAHMAN: Allah'ın pek merhametli, çok rahmet sahibi olması anlamlarına gelen bir sıfat ismidir. Sıfat ismi olmakla beraber, bu ismin Allah'tan başkasına verilmesi uygun görülmez. "Çok rahmet sahibi, gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan" diye tefsir edilip açıklanabilirse de, yalnız yüce Allah'ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez. Dilimizde onun tam karşılığı olan bir kelime yoktur. "Esirgeyici" olarak tercüme edilmesi de doğru değildir. Dolayısıyla bu anlam Rahman isminin tercümesi olamaz. "Acıyan" diye tercüme edilmesi de onun tam anlamını vermekten uzaktır. Çünkü kuru bir acıma merhamet değildir. Bilindiği gibi, merhamet acıyı giderip yerine sevinç ve iyiliği getirmektir. Bu itibarla merhametli sözcüğünden anladığımız anlamı, diğerlerinden anlayamayız.

    Rahman, "pek merhametli" şeklinde eksik olarak tefsir edilebilirse de tercüme edilemez. Yüce Allah'ın rahmeti, sadece bir iyilik duygusundan ibâret değildir. O'nun rahmeti, insanlara iyilik dilemesi ve sayılamayacak kadar nimetler vermesidir. O halde "Rahman" ismini böylece bilmek ve anlamak gerekir. Her gün karşılaştığımız ve içinde bulunduğumuz nimetler, aslında bize Rahman'ın en güzel açıklamasıdır.

    4) RAHÎM: "Çok merhamet edici' anlamında bir isimdir. Allah'ın sıfat ismi olmayıp, Allah'tan başka varlıklara da verilebilen bir isimdir. Bu iki sıfat "rahmet" mastarından türemiş olmakla beraber, aralarında ifade ettikleri anlam bakımından farklar vardır. Rahman ve Rahîm arasındaki bu farklar şöylece belirtmek mümkündür:

    a) Rahman sıfatı; daha ziyâde ezelle; Rahîm sıfatı ise daha çok ebedle ilgilidir. Bu nedenle hadislerde yüce Allah'ın hakkında "Dünyanın Rahman'ı ahiretin Rahîm'i" ifadelerinin kullanıldığını görüyoruz. Rahman sıfatı bütün insanları; Rahîm sıfatı ise yalnız müminleri kapsar.

    b) Rahman sıfatı; hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın varlıkları yaratmak, meydana getirmek, onların çalışıp çalışmadıklarına bakmadan sayısız nimetlerle nimetlendirmek anlamına gelirken; Rahîm sıfatı Allah'ın emirleri doğrultusunda çalışanlara, çalıştıklarının karşılığını vermek anlamına gelmektedir.

    c) Rahman sıfatı; ümitsizliğe, karamsarlığa imkan bırakmayan kesin bir ümit ve ezelî bir yardım ifade eder. Rahîm sıfatı ise, yaptığımız işlerimizin Allah tarafından mükâfatlandırılacağını ifade etmektedir. Bu nedenle Rahman sıfatının ifade ettiği mânâda mü'min ve kâfir eşit tutulup ayırım yapılmamış; Rahîm sıfatının belirttiği manada ise, mü'min ve kâfir açık bir farkla ayrılmışlardır.

    5) el-MELİK: Yüce Allah Melik'tir. Yani mülk sahibi, bütün eşyanın ve yaratılanların tek mâlikidir. Bütün varlıklar üzerinde emretme, istediği gibi tasarruf etme, hiçbir şarta bağlı olmaksızın sahip olma O'na mahsustur. Yarattıklarına emretme, sakındırma, cezalandırma, istediğini zelil, dilediğini de aziz etme kudretine sahip olan yalnız yüce Allah'tır. O yarattığı mülkünde ve orada olanların hepsinde yegane hükümdardır. Sonsuz kudretiyle onları idaresi altında tutan Allah'tır...

    6) el-KUDDÛS: Her türlü hata, gaflet ve acizlikten uzak, eksiklikten beri, mutlak kemâl sahibi anlamında. Allah, sonradan olma ve hiçbir tasvir kayıtlarına sığmayan, hakkında hiçbir eksiklik düşünülemeyen en mukaddes olan en yüce varlıktır (Haşr, 59/23; Cum'a, 62/1).

    7) es-SELÂM: Allah, her türlü eminliğin, salimliğin aslı olup, ayıptan kusurdan ve her çeşit eksikliklerden uzak olan yüce yaratıcı anlamındadır. Allah, yok olmaktan ve hatıra gelen her türlü eksikliklerden uzaktır. Buna göre dünyadan ve ahiretten emin olmak isteyenleri ve kurtuluşa ermek dileğinde bulunanları, kurtuluşa erdirecek olan da yalnız Allah'tır (Haşr, 59/23).

    8) el-MÜMİN: Allah'ın, iman ve güven veren, her türlü şüphe ve tereddütleri kaldıran anlamında bir ismidir. Allah, korku içinde olanlara emniyet ve güven verendir. Bu bakımdan her türlü korkudan emin olmak için Allah'a iltica edilmeli, O'na sığınılmalıdır.

    9) el-MÜHEYMİN: Allah'ın, görüp gözeten, her şeye şahit olan, her şeyi koruması altına alan, onları muhâfaza edip saklayan olduğu anlamına gelir.

    10) el-AZİZ: Allah'ın, hiçbir yönden mağlup edilemeyen, her işinde mutlak gâlip gelen, son derece izzetli ve yüce olduğu manasına gelir. Hiçbir yönden benzeri olmayan dilediğini yapan ve buna güç yetiren, yüce varlığını ve kudretini hiçbir gücün mağlup edemediği tek yaratıcı Allah'tır.

    11) el-CEBBAR: Allah'ın, yarattığı tüm varlıklarının ihtiyaçlarını karşılayan, her konuda çok güçlü ve kudretli olduğu anlamındadır. Ayrıca Allah'ın yarattıklarının tümünü kendi iradesine mecbur eden, dilediğini de zorla yaptırmaya gücü yeten, kesin hükmüne karşı gelinemeyen yaratıcı olduğu anlamına da gelir.

    Yüce Allah'ın "Cebbâr" sıfatı sebebiyle insanların, işlerine kendi iradeleri ve serbestlikleri olmadığı sanılmamalıdır. Çünkü Allah, bildirdiği emir ve yasaklarına uyup uymama konusunda insanları kendi iradelerinde serbest bırakmıştır. Şüphesiz insanların, Allah tarafından akıllı ve iradeli yaratılmalarının bir anlamı vardır. Allah, insanı O'nun hükümlerini tanıyıp bilmesi için akıllı, kendi irade ve istekleri ile O'nun emrine uymaları ve gösterdiği bu yolda yürümeleri için de serbest iradeli yaratmıştır.

    Ancak Allah'ın, insanlara işlerinde serbestlik tanımış olması, onların bütün isteklerini yerine getirmeye mecbur olduğu anlamına gelmez. Örneğin Allah'ın emirlerini dinlemeyip O'na karşı gelen asiler, günahkârlar cezaya yanaşmak istemeseler de vakti gelince cezalarını çekmeye mecbur olacaklardır. Allah'ın mutlak iradesi ve kudreti altına girmeyen hiçbir varlık düşünülemez.

    "Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir." (Âli İmrân, 3/83).

    12) el-MÜTEKEBBİR: Allah'ın, her hususta çok büyük ve azamet sahibi ulu bir yaratıcı olduğu anlamındadır. Büyüklük O'nun hakkıdır. Yaratılmışların hiçbirinin böyle bir hakkı yoktur. Allah, zatında sıfatlarında ve işlerinde, mutlak manada büyüklüğün tek sahibidir. Hiçbir insan için bu mânâda bir büyüklükten söz edilemez. Kendilerini büyük sanan nicelerinin, Allah'ın sonsuz kudreti ve büyüklüğü karşısında ne kadar küçüldükleri, inkârı imkânsız olan bir gerçektir. Büyüklük sevdasına kapılanların yok olmalarına, bazen küçücük bir olay hattâ çok küçük bir yaratık, bir mikrop bile yetmiştir. Bu gerçek karşısında insanlar hangi büyüklükten söz edebilirler?..

    13) el-HÂLİK: Allah'ın, yaratıcı olduğunu belirten bir sıfattır. Yaratmak ise bir şeyi var etmek, hiç benzeri olmayan bir şeyi meydana getirmek demektir. Bu manada Allah'tan başka hiçbir yaratıcı yoktur. Her şeyi yaratan O'dur. İnsanların ortaya koydukları şeyler yaratma değildir; var olanlardan yeni bir şey elde etmektir. Allah, yaratandır; O'nun dışındaki tüm varlıklar ise yaratılmıştır.

    14) el-BÂRÎ: Allah'ın, yarattıklarını temiz ve sağlam bir nizâm üzere yaratması, olgunlaştırarak birbirinden farklı niteliklerde meydana getirmesi mânâsındadır. Şüphesiz varlıkları seçip, düzenleyip olgunlaştırarak her birini ayrı bir özellikte yaratan Allah'tır.

    15) el-MUSAVVİR: Allah'ın, yaratmış olduğu varlıkların şekil ve durumlarını takdir edip, dilediği şekilde meydana getirmesi, şekillendirmesi anlamına gelir.

    16) el-GAFFÂR: Kullarının günâhlarını affeden ve çok bağışlayan yüce varlık anlamına gelir. Günâh işlemek insanların özelliği olduğu gibi, onların günâhlarını örtmek ve bağışlamak da yüce Allah'ın ayrılmaz sıfatlarındandır.

    17) el-KAHHÂR: Allah'ın, ziyadesi ile kahredici, yok edici yüce bir varlık olduğu manasına gelir. Sonsuz kudretinin karşısında hiçbir kimsenin gücü ve kudreti olamaz. Ama serbest iradeleriyle O'nun karşısına çıkma cüretini gösterenlere de lâyık oldukları cezaları tam olarak verecektir. Allah'ın kayıtsız üstünlüğüne sınır koyacak hiçbir varlık yoktur.

    18) el-VEHHÂB: Allah'ın, çok hibe eden, çok fazla bağışlayan olduğu anlamına gelir. Hak sahibi olmadıkları halde yarattıklarına çok çok verendir.

    19) er-REZZÂK: Allah'ın, bütün yaratıkların rızıklarını veren olduğunu ifade eder. Her canlı için gerekli gıdayı bahşedip yaratan ve bol bol veren Allah'tır.

    20) el-FETTAH: Kulların, her türlü güçlük ve sıkıntılarını açan ve kolaylaştıran manasına gelir. Faydalı ilimlere karşı insanların kalbini açarak, onların işlerini kolaylaştıran, bütün zorluklarını ortadan kaldıran yüce Allah'tır. Her işinde üstün gelen O'dur.

    21) el-ÂLİM: Allah'ın, çok bilen, bilgisi ezelî ve ebedî olan, her şeyi her yönüyle bilen tek yaratıcı olduğu manasını ifade eder.

    22) el-KÂBID: Allah'ın, her şeyi sonsuz kudreti altına alan, bu kudretiyle kuşatıp kavrayan, her şeyi emri altına alıp tutan en yüce varlık olduğu anlamına gelir.

    23) el-BÂSIT: Allah'ın, her hayrı veren, lütuf ve rahmetini kullarına yayan yüce yaratıcı olduğunu ifade eder. Allah, insanlara rızık, neşe, rahatlık ve bolluk vererek onlara lütuf ve rahmetiyle muâmele etmektedir.

    24) el-HÂFID: Allah'ın, emirlerini dinlemeyen, başkalarını beğenmeyen, büyüklenip hak ve hukuk tanımaz zorbaları rezil, perişan eden anlamına gelen bir ismidir.

    25) er-RÂFİ: Kaldıran, yükselten ve yüksek olan anlamlarına gelir. Gönülleri iman ve irfan ışığıyla parlatan, yüksek gerçeklerden haberdar eden yüce Allah'tır. Her yönüyle yüce ve yüksek olan O'dur.

    26) el-MU'İZZ: İzzet ve ikrâm edici, şeref sahibi anlamına gelir. Yalancılığa, samimiyetsizliğe itibar etmez.

    27) el-MÜZİLL: Yüce Allah'ın, lâyık olanları zillete düşüren, zelil kılan, onları hor ve hakir eden anlamına gelen bir sıfat isimdir.

    28) es-SEMI': İşiten, işitme kuvvetine sahip olan ve işitme gücünü verendir. O, hiçbir şartla ve kayda bağlı olmaksızın işitir.

    29) el-BASÎR: Her şeyi her yönüyle eksiksiz gören, yaratıklarına da görme duyusunu veren anlamını taşır.

    30) el-HAKEM: Hüküm koyan, emir veren, varlıklar hakkında hükmünü tamamen icra eden anlamına gelir.

    31) el-ADL: Allah'ın herkese hakkını veren, koyduğu âdil hükümleriyle zulme razı olmayan, zulmü ve zâlimi sevmeyen anlamına gelen sıfatının ismidir. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır (A 'raf, 7/85; Yûnus, 10/109; Yûsuf, 12/80).

    32) el-LATÎF: En ince işlerin bile bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri de yapan, seçilmez yollardan da kullarına çeşitli faydalar ulaştırandır (En'âm, 6/103).

    33) el-HABÎR: Her şeyden haberdar olan, her şeyin iç yüzünden ve gizli tarafından her yönüyle haber sahibi bulunan.

    34) el-HALİM: Acele etmeyen, günahkârların cezasını vermeye güç yetirdiği halde bunu acele yapmayıp, onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakandır.

    35) el-AZİM: Çok yüce ve çok büyük olan; sınırsız ve kayıtsız büyüklük, üstünlük de yalnız O'ndadır.

    36) el-GAFÛR: Mağfiret eden, yargılayan, suçları bağışlayan, affeden, insanların beğenilmeyen taraflarını gizleyendir.

    37) eş-ŞEKÛR: Çok şükre lâyık olan, kendi rızası için şükredilen, şükür olarak yapılan iyi işlerin daha fazlasıyla karşılığını veren, insanlara nimetlerini artırarak şükür muamelesi yapandır.

    38) el-ALİYY: Yüksek, büyük ve yüce olan; kudrette, bilgide, hükümde, irâdede ve diğer bütün kemâl sıfatlarında üstün olandır. Her şey O'nun hükmü ve emri altındâdır.

    39) el-KEBİR: Büyük, yüce anlamında olup, Allah'ın kâinatı ve ondâkileri hüküm ve kudretiyle idâre eden, her şeyi hükmü altına alan sıfatının ismidir.

    40) el-HAFIZ: Muhafaza eden, koruyup saklayan. Yapılan işleri bütün ayrıntılarıyla saklayıp, her şeyi belli vaktinde afet ve belâlardan koruyandır.

    41) el-MUKÎT: Her şeyi lâyıkıyla bilip gözeten ve her şeye kudreti yeten. Amelleri zayi etmeyip koruyan. Rızıkları yaratıcıdır.

    42) el-HASÎB: Herkesin yaptıklarını takdir eden, yapılanları bütün ayrıntılarıyla bilip her insanı hesaba çekerek yaptığının karşılığını verendir (Ahzâb, 33/39).

    43) el-CELÎL: Büyüklük ve ululuğu pek yüce olandır. Sıfat ve isimleriyle her türlü büyüklük kendine ait olandır.

    44) el-KERÎM: Cömert, kerem sahibi; muktedir iken affeden, cömertlik duygusunu veren, va'dini yerine getirendir.

    45) er-RAKÎB: Görüp gözeten, murâkebe eden, bütün varlıklar üzerine gözcü olup bütün işlerini kontrol altına alandır (Nisâ, 4/1).

    46) el-MUCÎB: İcâbet eden, isteyene karşılık veren, teklifleri bilen ve O'na yalvaranların isteklerine icâbet eden ve karşılık verendir (Bakara, 2/186).

    47) el-VASİ': Bağışlaması bol ve rahmeti çok olandır. Yarattıklarına maddi ve manevi genişlik verendir (Bakara, 2/247).

    48) el-HAKIM: Her şeyi inceliğiyle bilen, bu bilgisine göre emir ve yasakları vâzeden, buyrukları ve bütün işleri yerli yerinde olandır.

    49) el-VEDÛD: Çok şefkatli, muhabbetli, salih kullarını çok seven ve onlarca çok sevilen, onları rahmet ve rızasına erdiren; sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya yegane lâyık olandır. Sevgi ve dostluk hissini yaratandır (Hud, 11/90).

    50) el-MECÎD: Şan, şeref, büyüklük ve kudretinden dolayı yüce olan ve güzel işlerinden dolayı da sevilip övülendir. Şeref, ancak kendi emir ve yasaklarına uymakla elde edilebilir (Hud, 11/73).

    51) el-BAİS: Sebepleri yaratan ve ölüleri diriltendir. İhtiyaçlarıa göre insanlara peygamberler gönderendir.

    52) eş-ŞEHÎD: Her şeye şahit olan, her şeyi hakkıyla gören, bilen ve muamelesini de buna göre yapandır.

    53) el-HAKK: Varlığı hiç değişmeyen, hiç yok olmayan ve gerçek olandır (Hacc, 22/6).

    54) el-VEKİL: Hayatını, O'na tevekkül ederek düzenleyen ve böylece O'na sığınanların işlerinde kendilerine yardım edendir. İdaresinde hiçbir kayda ve şarta bağlı olmayandır.

    55) el-KAVÎ: Kudretli, güçlü ve sınırsız kuvvet sahibi olandır. Her şey O'nun kudret ve kuvveti karşısında güçsüzdür; O'na boyun eğmek zorundadır.

    56) el-METİN: Metânetli, kuvveti çok şiddetli olup hiçbir iş O'na zor değildir.

    57) el-VELÎ: Emir sahibi ve iyi insanların yani müminlerin dostu (velisi) olup onlara yardım ederek işlerini yönetendir.

    58) el-HAMÎD: Çok övülen, övgüyle değer sıfatlarıyla hamd edilendir. Bütün varlığın diliyle övülmeye lâyık ve her an hamd edilen tek yüce varlıktır.

    59) el-MUHSÎÎ: Allah, çokça veren, sonsuz düşünülse bile her şeyin sayısını her yönüyle bilendir.

    60) el-MÜBDÎ: Hiç yoktan ortaya koyan, vareden, yaratandır. O'ndan başka yaratıcı yoktur.

    61) el-MU'ÎD: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratandır. O'ndan başka yaratıcı olamaz.

    62) el-MUHYÎ: Dirilten, canlandıran ve hayat verendir. O'nun öldürdüğüne kimse hayat veremez (Fussilet, 41/39)

    63) el-MÜMÎT: Öldüren, ölümü her canlıya takdir edip bunu uygulayandır.

    64) el-HAYY: Diri, canlı hiç ölmeyen, hayatı ezeli ve ebedi olandır.

    65) el-KAYYÛM: Baki ve ebedi olan; her şeyin O'nun kudret ve iradesiyle varlığını sürdürebildiği tek varlıktır (Bakara, 2/250; Âli İmrân, 3/1).

    66) el-VÂCİD: Var olan ve her şeyi vareden, icad eyleyen; varlığı kendinden olan; dilediğini istediği anda var edip yaratandır. O'na karşı hiçbir şey kendini gizleyemez.

    67) el-VAHİD: Tek, bir olmak, Allah ikincisi olmayan tek birdir. Zatında, sıfatlarında, işlerinde ve hükümlerinde asla ortağı, dengi ve benzeri bulunmayandır.

    68) es-SAMED: Hiçbir şeye muhtaç olmayan, tüm yaratıkların ihtiyacını gideren ve her türlü istekte doğrudan kendisine başvurulandır.

    69) el-KADÎR: Kudret sahibi, tükenmez kudreti olan, istediğini dilediği gibi yapmaya muktedir olandır. Her türlü güç ve kuvvet de O'ndandır (Bakara, 2/20).

    70) el-MUKTEDİR: Gücü her şeye yeten, her şeyi dilediği duruma getiren, kuvvet sahipleri üzerinde istediği gibi tasarruf edendir.

    71) el-MUKADDİM: Her şeyden önce olan, dilediğini öne alan; dilediğine maddi ve manevi nimetler verip yükselten, öne geçiren, ilerlemelerini sağlayandır.

    72) el-MUAHHİR: Her şeyden sonra yine var olan; emir ve yasaklarına uymayanları zelil edip arkaya bırakan, istediğini geri koyandır. Sonunda yine sadece O var (olarak) kalacaktır.

    73) el-EVVEL: Her şeyden önce, öncelerin öncesi, başlangıçların yaratıcısı ve varlığının öncesi olmayandır.

    74) el-AHİR: Her şey son bulunca O, var olarak kalacaktır. Varlığının sonu yoktur.

    75) ez-ZÂHİR: Görünen, varlığında hiç şüphe olmayan, varlığı her şeyden aşikâr olandır. Her yaratık yaratanının görülen bir şâhididir.

    76) el-BATIN: Gizli, cisim olarak görülmeyen, varlığı gizli olan, ancak varlığı da kesin olarak bilinendir. (Hayal, duygu, akıl ve düşüncenin de görülmeyip eserle varlıklarının kesin olarak bilinmesi gibi).

    77) el-VALÎ: İdare eden, bu büyük kâinatı ve onda her an olup bitenleri idare edip yönetendir. İdare etme yeteneği O'nundur.

    78- el-MUTE'AL: Yüksek ve yüce varlık... Bilinenlerin ve bilinmeyenlerin en üstün olanı... Akım yaratılmışlarda mümkün gördüğü her şeyden çok yüce olandır.

    79) el-BİRR: İyilik ve güzellik, bağışta bulunma, kullarına yardımcı olma anlamlarında Yüce Allah'ın bir sıfat ismidir. İyiliği ve ihsânı çoktur. İyilik ve ihsan gibi hisler de sadece ondadır (Tûr, 52/28).

    80) et-TEVVÂB: Tövbeleri çok kabul eden, tövbe kapısını açık tutarak tövbe etme imkânı verendir. Samimi olarak günahlardan dönüp tövbe edenleri bağışlayandır.

    81) el-MÜNTEKİM: İntikam alan, günahkârları, adaletiyle yargılayarak lâyık oldukları cezaya çarptıran demektir.

    82) el-AFÜV: Merhametli, daima affeden, günâhlardan dilediğini affedip suçları bağışlayandır.

    83) er-RAÛF: Çok merhamet eden, insanları yükümlü tutmada pek müsâmahalı ve yumuşak davranandır.

    84) MALİKÜ'L-MÜLK: Her şeyin tek sahibi, her ne varsa O'nundur. Her şey üzerinde mutlak tasarruf yetkisi sadece O'na aittir. O halde Ondan başkasına kulluk edilmez.

    85) ZÜLCELÂL-İ VE'L-İKRÂM: Celâl ve ululuk sahibidir. İkrâm ve ihsân edicidir. Hürmet ve saygıya yegane lâyık ve tüm büyüklüklere sahip olandır.

    86) el-MUKSİT: Doğru hareket eden, bütün işlerini birbirine uygun ve yerli yerinde yapandır.

    87) el-CÂMİ: Derleyen, toplayan, her şeyi kudreti içinde bulundurup dilediğini istediği anda ve istediği yerde toplayandır.

    88) GANÎ: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hakkında noksanlık ve ihtiyaçtan sözedilemeyendir.

    89) el-MACİD: Kerem ve müsâmahası sınırsız olandır. İnsanlara iyilikle muamele edip onları himâye etme lütfunda bulunan, her türlü sıkıntılarını giderendir.

    90) el-MÂNİ': Her şey O'nun emir ve korumasına bağlıdır. O'nun emri olmadıkça hiçbir şey olamaz. İstemediği şeyin, yani takdir etmediğinin olmasına imkân yoktur.

    91) en-NÛR: Alemleri, bütün kâinâtı nurlandıran, aydınlatan; istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nur, aydınlık ihsan edendir.

    92) el-HADÎ: Hidâyet eden, doğru yolu gösteren; hidayet yaratan; istediğini iyi işlerde başarıya ulaştıran, kullarına doğru yolu gösterendir.

    93) el-BEDÎ: Eşi ve benzeri olmayan, bir şeyi en mükemmel yapan, yaratan, eşsiz ve görülmemiş şeyleri varedendir. Varlıklar âleminde O'nun eşi ve benzeri yoktur. Hayret verici âlemleri yoktan var eden, icad eden O'dur.

    94) el-BÂKÎ: Sürekli var olan ve var olacak olandır. Sonu olmayandır. Allah'ın varlığının sonu yoktur.

    95) el-VARİS: Tüm varlıkların gerçek sahibi, varisidir. Servetlerin geçici sahipleri yok olduktan sonra da varlığı devam eden ve o servetlerin sahibi olandır.

    96) er-REŞÎD: Doğru yolu gösteren. İnsanları, peygamberlerin getirdiği ve tebliğ ettiği kitaplar vasıtasıyla doğru yola iletendir. Allah, bütün işleri ezeli takdirine göre yönetip, dosdoğru bir düzen içinde sonuca ulaştırandır.

    97) es-SABÛR: Çok sabırlı, hiçbir şeyde acele etmeyen; kendine isyan edenleri cezalandırmada acele etmeyip, onlara süre verendir.

    98) ed-DAR: Elem ve zarar verici şeyleri hikmetinin gereği olarak yaratandır. Yüce Allah, zarar veren şeyleri yaratmıştır. Fakat onlardan zarar görmemizi değil, aksine maddi-manevi bütün zararlardan sakınarak korunmamızı emretmiştir.

    99) en-NAFİ: Hayır ve fayda verici şeyleri yaratandır. Bütün olaylar sebepleriyle meydana geliyorsa da, sebepler yoku var edemez. Onlar ancak insanların elinde birer vesîle ve Hakk'tan isteme vâsıtası olmak üzere yaratılmışlardır.

    Allah'ın zâtı, bir, güzel isimleri (esmâü'l-hüsnâ / esmâ-i hüsnâ) ise çoktur. Allah'ın doksan dokuz ismi hadis-i şeriflerde de bildirilmiştir. İbn Kesir, tefsirinde, Buhâri ve Müslim'in Ebû Hureyre (r.a.)'den naklettikleri bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm)'den şöyle buyurduğu rivâyet ediliyor:

    "Yüce Allah'ın bir eksiğiyle yüz ismi vardır. (yani doksan dokuz). Kim onları sayarsa cennete girer. O tektir, tek 'i sever."