“Modern tıp, hastalıkların tedavisine odaklanmış durumda halbuki tıbbın esas işi, sağlığı korumak ve sürdürmek anlamına gelen koruyucu hekimlik meselesidir. Bugün maalesef tıbbi yöntemlerin ilaçların ve cerrahinin bize verdiği çok basit bir mesajı olduğunu görürüz: “Sen ye, iç, kafana göre takıl. Gönlünce tüket, haz al, dene, yanıl. Olur da sistemin bozulursa biz seni onarırız.” Yani özetle arıza yaparsan bana gel diyen bir sektör var artık elimizde.
İnsanda bütüncül bir iyilik hali sağlamadan, yeme-içme yahut ilaçlarla sağlık kazanılamayacağını çoktan anladık. İyileşme, ilaçtan bağımsız olarak sağlığı sürdürebilme halidir ve maalesef bu ilaç endüstrisine dayalı modern tıbbın pek tercih edebileceği bir hedef değildir.” İşte tam bu noktada bu süreçten kurtuluşumuz aslında ne olduğumuzu yani insanın fabrika ayarlarını hatırlamaktan, kendimizin ve hayatımızın farkına varmaktan geçiyor.