Hayatımızdaki kötüleri tanımlayabilsek bile, onlara duyduğumuz öfkeyi her zaman ifade edemeyebiliriz veya ifade edebilsek de bu her zaman kendimizi iyi hissetmemizi sağlamaz.
Sör Almroth Wright gibi bazı erkeklerin, kadınların mesleki gelişimine neden içerlediğini şimdi anlayabiliyorum. Çünkü bu gelişim, seks ideallerinin önünü kapıyor, geçici olarak dişiliği örtüyor ve hatta ortadan kaldırıyor.
Durum şu ki, dünyada herhangi bir halktaki bir evliliği düşündüğümüzde, kadın ister siyahi, Kızılderili, esmer ya da beyaz olsun, ister eğitimli ya da cahil, ister itaatkâr ya da isyankâr olsun, genel tarihimizin evlilik geleneğini bilirdi. Bu gelenek, kadını erkeğe bağlar. Erkek işine gücüne bakar, kadın da kendini kocasına ve evliliklerine göre ayarlar. Öyle ki vatandaşlık konusunda bile insanın doğum yeri de coğrafyası da sanki bir hokkabazlık gösterisinde yok edilmiş gibi düşer ve kadın otomatik olarak kocasının milliyetini alır.
Bir toplum, savaş, hiperenflasyon, salgın hastalık ve benzeri ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunda intihar sayısında hafif bir artış görülse de, depresyon, paranoya, psikoz vakalarında belirgin bir düşüş kaydediliyordu. Söz konusu sorun çözümlendiğinde vakalar gene normal düzeye dönüyordu. Dr. İgor'a göre bu şu anlama geliyordu: İnsanlar ancak koşullar buna elverdiğinde delirme lüksüne sahiptiler.
Veronika her şeyden nefret ediyordu ya, en çok da yaşamını sürdürmüş olduğu biçimden, içinde barındırdığı yüzlerce Veronika’yı keşfetmeye zahmet etmeyişinden tiksiniyordu.