Durum şu ki, dünyada herhangi bir halktaki bir evliliği düşündüğümüzde, kadın ister siyahi, Kızılderili, esmer ya da beyaz olsun, ister eğitimli ya da cahil, ister itaatkâr ya da isyankâr olsun, genel tarihimizin evlilik geleneğini bilirdi. Bu gelenek, kadını erkeğe bağlar. Erkek işine gücüne bakar, kadın da kendini kocasına ve evliliklerine göre ayarlar. Öyle ki vatandaşlık konusunda bile insanın doğum yeri de coğrafyası da sanki bir hokkabazlık gösterisinde yok edilmiş gibi düşer ve kadın otomatik olarak kocasının milliyetini alır.