E.

E.
@elcord
"How did i go from 𝘨𝘳𝘰𝘸𝘪𝘯𝘨 𝘶𝘱 to 𝘣𝘳𝘦𝘢𝘬𝘪𝘯𝘨 𝘥𝘰𝘸𝘯?"
Sonunda Tomie’yi okudum
10/10
·376 syf.··
2022 2. kitabı
Daha önce Uzumakinin birinci cildini okumuştum. Açıkcası korku hayranı sayılmam ama Junji İto’nun ünü merak uyandırmıştı. İkinci cilde devam edemedim fazla geldi. Normalde bir daha Junji okumam diyordum ama buradayım işte :) Baş karakterimiz Tomie internette bayağı popüler daha kitabı okumadan idolümdü zaten- ayrıca bu sefer içerik olarak ne ile karşılaşacağımı bilerek almıştım kitabı. Başlarda çizimlerin farklılığı beni şarttı -sonsöz de 24 yıl sürdüğünü söylüyor yazar kitap sürecinin- ve kitap ilerledikçe mangakanın gelişimini resmen görebiliyorsunuz. Kitabın konusuyla alakası yok ama ilgimi çeken detaylardan biri oldu... Kitaba gelirsek- Junji İto korku ustası lakabının hakkını veriyor. İçerik Uzumaki kadar midemi bulandırmadı ama kitabın genel atmosferi “evet bu Junji İto’nun eseri” dedirtecek kalitedeydi. Her ne kadar Tomie’ye “men-eater idolüm” gözüyle bakarak başlasam da kitaba, ne yalan söyleyeyim kız benim bile kendisinin ölümünü istememe neden oldu sonlara doğru. Tomie efektini okuyucu olarak bile hissettim. -Spoiler- Mangayı okurken karakterlerin mantığını sorguladım en çok. Bkz. ilk bölüm: Öğretmen sınıftaki kızları Tomie’nin katiline karşı uyardıktan 3-5 sayfa sonra erkek öğrencilerle beraber Tomie’yi parçalara ayırıyor ve söz konusu kız öğrenciler dahil herkese birer parçasını verip saklamasını söylüyor ve tüm bunlar o kadar hızlı gelişiyor ki- hele hocanın gezi bitişi “Planladığımız gibi bir okul gezisi olmadı...” deyişi! MAKE IT MAKE SENSE :0 -Spoiler bitişi- Bir kaç bölüm sonra karakterlerin mantıksız davranışlarının mangaka tarafından kasten ve tembel bir olayları hızlandırma amacı içermeden yapıldığına ikna oldum. Tomie’nin etkisiydi bu çünkü... Erkeklerin akılını bulandırıyordu. Her ne kadar karakter “oley feminizim” etiketiyle mal edilse de
Manga
Tomie - Cilt 1Junji İto · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 2020582 okunma
Reklam
Puan vermedi
Lisedeydim o zamanlar. Okuldan eve döndüğümde çantamda bulmuştum bu kitabı. Başta bayağı telaşlandım tabii. Kim koydu? Çantamı kim karıştırdı? diye... Kitabın arasında güller vardı, bir gecede bitirdim. Daha sonra öğrendimki bana açılmaya çalışan bir çocuk sınıf arkadaşım aracılığıyla bir romantiklik yapmak istemiş. Beni bir süredir gözlemleyip uzaktan beğeniyormuş. Keşke kulağa geldiği kadar romantik olsaydı bu hikaye... Kitapta olduğu gibi o da sonunda benimle yüzleşip hislerini açıkladı. Ama sorun şuydu ki aramızda karşılıklı bir duygu yaşanacak kadar kendini bana açmamış beni uzaktan sevmişti. Kaç kez reddettim bilmiyorum. Benim üzerimde kendine hak görüyormuşçasına tavırları beni tiksindirmişti. Ve bana özellikle bu kitabı göndermiş olması aklımda soru işaretleri bıraktı. Teoman'ın, yıl sonunda başka sanatçılarında dahil olduğu bir konseri vardı o yıl. Konsere arkadaşlarımla gitmiştim ama son şarkıları onunla dinlemek zorunda kalmıştım. Arkadaşlarımı ekmiş gibi hissettiğim için hem mahcup olmuştum hem de gecem sürekli gergin bir hava içinde geçmişti. Zorlama bir ilişkiydi. Sürekli mesaj atıyor, hayırdan anlamıyordu. (Telefon numaram bir kaç haftadır ondaymış ama mesaj atmaya bir türlü cesaret bulamamış.) Şaka gibi ama bir-bir uçuk ay sonra yavaş yavaş hoşlanmaya başlamıştım ki bu sefer o beni reddetti. Hayatıma paraşütle inip beni varlığıyla taciz ettikten sonra üstüne bir de ilgisinden düştüğümü ima edip yarı yolda bıraktı. Bu anılar nedeniyle bu kitaptan hiç haz etmiyorum. Okurken bile sürekli hayalimde boğuk bir atmosfer oluşuyor midem bulanıyordu. Bana fazla dramatik ve saplantılı gelmişti ana karakter. O da öyleydi. Edebiyat hayranıydı, hep farklı bir evrende yaşıyormuş gibi konuşurdu. Zekiydi ve çoğu zaman sosyopat olduğunu düşünürdüm. İnsanların kullanıp
Aşk
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma