Lisedeydim o zamanlar. Okuldan eve döndüğümde çantamda bulmuştum bu kitabı. Başta bayağı telaşlandım tabii. Kim koydu? Çantamı kim karıştırdı? diye...
Kitabın arasında güller vardı, bir gecede bitirdim. Daha sonra öğrendimki bana açılmaya çalışan bir çocuk sınıf arkadaşım aracılığıyla bir romantiklik yapmak istemiş. Beni bir süredir gözlemleyip uzaktan beğeniyormuş.
Keşke kulağa geldiği kadar romantik olsaydı bu hikaye...
Kitapta olduğu gibi o da sonunda benimle yüzleşip hislerini açıkladı. Ama sorun şuydu ki aramızda karşılıklı bir duygu yaşanacak kadar kendini bana açmamış beni uzaktan sevmişti. Kaç kez reddettim bilmiyorum. Benim üzerimde kendine hak görüyormuşçasına tavırları beni tiksindirmişti. Ve bana özellikle bu kitabı göndermiş olması aklımda soru işaretleri bıraktı. Teoman'ın, yıl sonunda başka sanatçılarında dahil olduğu bir konseri vardı o yıl. Konsere arkadaşlarımla gitmiştim ama son şarkıları onunla dinlemek zorunda kalmıştım. Arkadaşlarımı ekmiş gibi hissettiğim için hem mahcup olmuştum hem de gecem sürekli gergin bir hava içinde geçmişti. Zorlama bir ilişkiydi. Sürekli mesaj atıyor, hayırdan anlamıyordu. (Telefon numaram bir kaç haftadır ondaymış ama mesaj atmaya bir türlü cesaret bulamamış.)
Şaka gibi ama bir-bir uçuk ay sonra yavaş yavaş hoşlanmaya başlamıştım ki bu sefer o beni reddetti. Hayatıma paraşütle inip beni varlığıyla taciz ettikten sonra üstüne bir de ilgisinden düştüğümü ima edip yarı yolda bıraktı.
Bu anılar nedeniyle bu kitaptan hiç haz etmiyorum. Okurken bile sürekli hayalimde boğuk bir atmosfer oluşuyor midem bulanıyordu. Bana fazla dramatik ve saplantılı gelmişti ana karakter. O da öyleydi. Edebiyat hayranıydı, hep farklı bir evrende yaşıyormuş gibi konuşurdu. Zekiydi ve çoğu zaman sosyopat olduğunu düşünürdüm. İnsanların kullanıp