“Beyaz köpekbalıklarının aksine ağaçların saldırıya uğradıklarında kendilerini koruma yetenekleri bile yoktur; diken gibi bazen sahip oldukları silahlar durağandır ve ağaçların büyüklüğü ve hareketsizliği gizlenmelerini de önler, insanla karşılaştırıldığında tamamen savunmasız olan ağaçlar, insan tarafından evrensel olarak canlı duygu düzeyinin altına yerleştirilmiştir ve bu nedenle yıkıma en kolay uğratılabilen varlıklardır.”
“Geçen gün, müdürü olduğum küçük bir müzede unutulmuş bir çekmecede bir mektup buldum. Çok tanınmış bir Victoria Dönemi eğreltiotu uzmanından geliyordu. Mektup, Dorset’ten gönderilmiş olan yirmi kadar örnekle ilgiliydi -çağdaş bir botanikçiye göre tüm bu örnekler üç türe indirgenebilirdi. Ama bu değerli kişi kendini, üçten fazla heceli Latince sözcükler karmaşası içinde her bir örneğe, sanki bunlar vaftiz edilmemiş çocuklarmış ve her birine bireysel adlar verilmediği takdirde hepsi de cehenneme gidecekmiş gibi yeni bir alt tür ya da kategori bağışlamak zorunda hissetmişti.”
“Ağaçlar bizlerden daha toplumsal yaratıklardır ve ıssız bir adaya çıkarılıp yalnız bırakılan bir denizci ya da münzevi rahip gibi tecrit edilmiş bir örnekten daha doğal değillerdir.”
“Bilim adamları laboratuarda yeniden yaratılan biyolojik süreçlerden söz ederken bu çalışmanın ‘in vitro’ yapıldığını söylerler, yani doğada değil, cam içinde. İnsan düşüncesinin evrimi, günümüzde hepimizi in vitro, kendi yaratıcılığımızın cam duvarlarının ardına hapsetmiştir.”