Fakat ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada Müslümanlara bağnaz ve yobaz diyen, gerçekte ise kendileri bağnaz ve yobaz olan kimseler bulunmaktadır.
Zaten bilmem kimi koruma kanunu, bilmem neyi
Körlük, insan doğasına ve toplumsal düzene yönelik güçlü eleştiriler içeren, sembolik yönü oldukça zengin bir roman.Romandaki körlük salgını, yalnızca fiziksel bir rahatsızlığı değil, insanların vicdanlarını, ahlaki değerlerini ve birbirlerine karşı sorumluluklarını yitirmelerini de simgelemekte…Özellikle karakterlerin yaşadıkları dönüşümler ve zor şartlar altında verdikleri mücadeleler başarılı bir şekilde işlenmiştir.
Bununla birlikte, eserde yer alan bazı ayrıntıların gereğinden fazla uzatıldığını ve zaman zaman bunaltıcı bir atmosfer oluşturduğunu düşünüyorum. Karakterleri dikkat çekici olsa da bazı sayfalardaki yoğunluk ve ayrıntılar mide bulandırıcı ve okuma keyfini kaçıracak boyuttaydı bence. Kitabın vermek istediği mesajları, metaforları ve toplumsal eleştirileri değerli bulsam da edebi açıdan bana büyük bir zevk vermedi. Bu nedenle Körlük’ü düşünmeye sevk eden, “insan” kalmaya dair güçlü bir eleştiri olarak görsem de anlatım tercihleri bakımından herkese hitap etmeyeceğini düşünüyorum.
Her şey bitmiş, en sonunda ben yenik düşmüştüm. Ama yaşamak için önce ekmek parası kazanmak gerekiyordu. Çalışmaya başladıktan sonra ilerisini düşünecektim ...