İnsanlar, ömürlerinde iki kez yol ağzına gelirler. Biri yirmi yaşında, diğeri ise kırk yaşındadır. Bu yol ağzında bir yolu seçerek ona devam ederler. Seçtikleri yola girdikten sonra insanların bunu değiştirmeleri artık mümkün değildir, ilk yol ağzında şehvet ve iffet yolları ayrılır. İkinci yol ağzında ise zikzaklı yollar ve iman yolları ayrılır. Şehvet ile zikzağı, iffet ile imanı birleştirirsek, insanoğlunun önünde ki iki büyük caddeyi görmüş oluruz... Bu rengarenk yollarda grup grup insanlar ilerlemektedir. Bir grup insan yok olmaya mahkûm maddiyatın peşinde koşuşturur, diğer grup da bu maddiyatı emri altına alır. Bir grup hayatı sadece maddî lezzetleri tatmak olarak bilir ve onu engelleyecek bütün zincirleri kırar, diğer grup ise hayatı, ruhî ve vicdanî huzur olarak bilir, hayvanî şehvet ve lezzetler için onu engelleyecek zincirleri tesis eder. Biri, aklın nefsi arzulara tâbi olduğu hayvanca bir yaşamdır, diğeri ise duyguların bilgi ve takva gemiyle dizginlendiği erdemli bir yaşamdır. Biri, meleklerden daha üstün olur, diğeri ise şeytanlardan daha aşağı... Bu savaş sürekli olarak iç âlemimizde sürmekte ve davranışlarımıza yansımaktadır.