Ve kim olduğunu bildiğin anda tüm hayatın dönüşüme uğrar. Yüzleriniz başka, yetenekleriniz başka, renkleriniz
başka, zihinleriniz, koşullandırılmalarınız başka ama bunlar sadece etrafınızdaki katmanlar; özünüzü bunlar oluşturmuyor.
Öz sizin toplum tarafından kirletilmemiş asıl yüzünüz.
Ve nereye gidersen git toplumlar daima sıradan zihinlerden-orta sınıf, burjuvaziden- para ve iktidarın peşinden koşmaktan başka hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi derinlemesine görememiş insanlardan oluşur. Yaşamın dikey
boyutundan hiçbir şekilde haberleri olmayan, yatay boyutta koşabildikleri kadar hızlı koşturup duran insanlardır bunlar.
Sonra bir gün ne kaçırdıklarından büsbütün habersiz, yaşam ve varoluşun görkemini, ihtişamını bilmeden mezarın yolunu
tutarlar.
Seni bir gün destekleyip över, başka bir gün ise yerip,kınarlar.
Asırlardır olup biten budur, tarih tümüyle bununla doludur.
Seni bir gün yüceltir, başka bir gün ise yerin dibine batırırlar.
Aslında yücelttikleri her kimse, onu bir gün yermeleri de kaçınılmazdır. Bunun ardında şu mantık yatar: sıradan insan kime yüce derse, yücelttiği bu kişi karşısında kendisini daha aşağı hissetmeye başlar. Kimse kendini kimseden daha aşağı hissetmeyi sevmez. Bu yüzden er ya da geç intikamını alır ki seni aşağıya çekip sana senin de, “benim gibi çamurdan yapılmış” olduğunu göste-rebilsin. Seni önce yüksek kaidelere çıkartırlar ki daha sonra aşağıya çekebilsinler. Bu oyundan müthiş keyif alırlar.
İnsanlar kağıda geçirilmiş sözcüklere inanıyorlar.
Gördüklerine fazla inanıyorlar. Kişi sadece kendi tecrübesine güvenmelidir. Hiçbir şey bunun yerini tutmamalıdır yoksa
yanlış yola sapmaya başlarsın.