Uykularımı kaçıran bir çocuk var. Anlatayım, hep beraber kaçsın uykularımız. Geçen gece mağdur çocuğun ifadesine vekil ( avukat) olarak atandım. Çocuk 12 yaşında olup fiziksel olarak 7-8 yaşlarda görünmekle beraber içinde 35-40 yaşlardaki insanların olgunluğu taşıyordu. Babasından gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddet yüzünden ablasıyla evden kaçıp jandarmaya sığınmışlar. (Bu arada anne- baba ayrı olup annesi yeni hayat kurmuş, çocukları unutmuş bile )
Ben o çocuğu görene değin hep olgun bir çocukluk geçirip yaşıtlarıma nazaran daha erken büyüdüğümü düşünürdum. Ama o gece kendimden kat be kat güçlü bir çocuk tanıdım. Bu çocuğun yükü çok daha ağırdı. Neydi biliyor musunuz? Sevgisizlik. Bir şeyin yokluğu nasıl olup da bu kadar derinden varlığını hissettirip koca bir yük, bir yumru olabilir demeyin. Olabiliyor.Bu hayatta maddi yokluğun telafisi illa olur Ama manevi yokluk ve yoksulluğun yerini doldurmak hiç de kolay olmuyor. Bir çocuğun en güvenilir olduğu yer evi;en güvendiği kişiler anne babası olurken bu çocuklar gecenin bir yarısı evlerinden, babalarından kaçıp yurda gitmek için can atıyorlardı. Ve inanır mısınız " kim bilir belki iyi bir aile bizi evlat edinir , bizi sever , mutlu yaşarız " deyip hayaller kurmaya daha o anda başlamışlardı. Inanın bu sözleri o kadar dokundu ki bana .
Ve ben biliyorum ki böyle binlerce çocuk var. Bu çocuklar büyüyor ve anne babadan gördüğü her şeyi yaptıkları gibi görmedikleri şeyleri de yapamıyorlar. Yetiştirme yurtları sevgiye aç çocuklarla dolu. Sevgi görmemiş insanların birilerini sevmesini beklemek, hiç görmeyen birine çevresindeki renkleri doğru bilmesi beklemek kadar zor ve imkansız.
Burada kitaplardan alıntılar, incelemeler paylaşıyoruz, tecrübe ediniyor, öğreniyoruz. Ama emin olun dışarda gördüklerimiz ve