Elif Çgn

Elif Çgn
@elfcgn
"...Gerçekten de herkes, herkese karşı, herkes için suçludur. Yalniz insanlar bunu bilmiyorlar, eğer bilselerdi şimdi dünya cennet olurdu. " Dostoyevski/ Karamazov Kardeşler
Organ Bağışı
Toplum olarak birçok konuda gerekli duyarlılığı göstersek de organ bağışı konusunda bilgi sahibi olmadığımızı ve buna yönelik yeterli hassasiyeti göstermedigimizi düşünüyorum. Onun için bugün organ bağışı hakkinda birtakım bilgiler paylaşmak istiyorum. ORGAN BAĞIŞI NEDIR? Organ bağışı, kişinin hayatta iken kendi iradesiyle, organlarının bir kısmının veya tamamının ölümünden sonra başkalarının tedavisi için kullanılmasına izin vermesidir. KİMLER BAĞIŞTA BULUNABILIR? 18 yaşını doldurmuş, akli dengesi yerinde olan herkes organ bağışında bulunabilir. Yalnız ,organ nakli sadece beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılır. BEYIN ÖLÜMÜ NEDIR ? Bunun anlamı şudur; kişi herhangi bir yoğun bakımda solunum cihazına bağlı olarak yaşamını yitirmiştir. Tüm beyin ve beyincik ile hayati merkezlerin bulunduğu beyin sapı denilen özel bölgenin tamamının geri dönüşsüz olarak fonksiyonlarını kaybettiği ve mutlak ölümle sonuçlanan bir durumdur. Bitkisel hayat , koma durumuyla karıştırılmamalıdır. KİŞİ HAYATTAYKEN BAĞIŞ TALEBINDE BULUNABILIR? Bağışta bulunmak ısteyen kişi sağlık kuruluşlarında başvuruda bulunarak organ bağış kartı alabilir. Organ bağışı yapabilmek için, 2 tanık huzurunda formun doldurulması gereklidir. Bu formda bağışlayabileceği organ ve dokuların listesi yer almaktadır. Bunlardan bazılarını ya da hepsini kendi isteğiniz dahilinde seçebilirsiniz. Birey hayattayken bağış yapmak istediğini beyan ettiği için kendisine bunu belirten bir organ bağış kartı verilir. Bu veriler aynı zamanda sağlık bakanlığının sistemine kaydedilip, korunmaktadır.  Bağış kartı olmayıp beyin ölümü gerçekleşen hasta için ise yakınlarına nakil yaptırmak isteyip istemedikleri sorulur, yaklaşımları olumlu ise yazılı onay alınarak bu kişilerden organ nakli yapılır. Kişinin kartı olsa dahi aileden
Reklam
Bir batanın ardı karanlıktır, bir de gidenin; batan dönecek, diğeri dönerse ölecek. Belki bilirsin eskiden kilise gibi yapıların duvarlarının içine testi gömülürmüş; hem akustiği sağlasın, hem de sesleri hapsedip gelecek nesillere fısıldasın diye. Hepimiz yaşamımızın bazı dönemlerini kalın ve yüksek duvarlarla birbirinden ayırırız. Benim duvarlarımdaki testiler hemen her gün sırrımı geceye fısıldar. Atilla Yaşrin
# SEVGİ - SİZLİK
Uykularımı kaçıran bir çocuk var. Anlatayım, hep beraber kaçsın uykularımız. Geçen gece mağdur çocuğun ifadesine vekil ( avukat) olarak atandım. Çocuk 12 yaşında olup fiziksel olarak 7-8 yaşlarda görünmekle beraber içinde 35-40 yaşlardaki insanların olgunluğu taşıyordu. Babasından gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddet yüzünden ablasıyla evden kaçıp jandarmaya sığınmışlar. (Bu arada anne- baba ayrı olup annesi yeni hayat kurmuş, çocukları unutmuş bile ) Ben o çocuğu görene değin hep olgun bir çocukluk geçirip yaşıtlarıma nazaran daha erken büyüdüğümü düşünürdum. Ama o gece kendimden kat be kat güçlü bir çocuk tanıdım. Bu çocuğun yükü çok daha ağırdı. Neydi biliyor musunuz? Sevgisizlik. Bir şeyin yokluğu nasıl olup da bu kadar derinden varlığını hissettirip koca bir yük, bir yumru olabilir demeyin. Olabiliyor.Bu hayatta maddi yokluğun telafisi illa olur Ama manevi yokluk ve yoksulluğun yerini doldurmak hiç de kolay olmuyor. Bir çocuğun en güvenilir olduğu yer evi;en güvendiği kişiler anne babası olurken bu çocuklar gecenin bir yarısı evlerinden, babalarından kaçıp yurda gitmek için can atıyorlardı. Ve inanır mısınız " kim bilir belki iyi bir aile bizi evlat edinir , bizi sever , mutlu yaşarız " deyip hayaller kurmaya daha o anda başlamışlardı. Inanın bu sözleri o kadar dokundu ki bana . Ve ben biliyorum ki böyle binlerce çocuk var. Bu çocuklar büyüyor ve anne babadan gördüğü her şeyi yaptıkları gibi görmedikleri şeyleri de yapamıyorlar. Yetiştirme yurtları sevgiye aç çocuklarla dolu. Sevgi görmemiş insanların birilerini sevmesini beklemek, hiç görmeyen birine çevresindeki renkleri doğru bilmesi beklemek kadar zor ve imkansız. Burada kitaplardan alıntılar, incelemeler paylaşıyoruz, tecrübe ediniyor, öğreniyoruz. Ama emin olun dışarda gördüklerimiz ve
"Insan öleceğini bile bile nasıl yaşar? Ya çıldırır Ya da öleceğini unutur. " Nazım Hikmet Ran
Jose uyanmalısın artık , Afrika bile uyandı siyah rüyalarından Bu kent himayesiz kaldı. Hanımeli çiçekler, Her gün yeni bir cinayete tanıklık etmekten hasta düşüyor. Hayat, basit bir ömrün en kısa hikayesidir burada .
Reklam