Her sabah erken kalkıp kimsenin okumayacağı şeyler yazmanın ya da mutfakta annene yardım etmenin havalı bir tarafı yoktu. İbadet etmenin ilginç bir tarafı yoktu mesela. Zaman istiyordu üstelik. Ama ''modern'' bir kadının günümüz dünyasında dinin geçerliliği hakkında edilen sohbetlerde, ''İnançlıyım,'' diye ahkâm kesmesi, kulakların kabartılmasına sebep oluyordu. Eylemin nerdeyse her türlüsü o eylem hakkında yapılan sohbete kıyasla yavandı. O yüzden ben de bu zamana kadar sadece kavramları sevmiştim, gerçekleri değil.
İleride büyük bir yazar olma hayali kuran, inançlı, güçlü, hassas, dürüst ve adaletli biri olduğumu sanıyordum. Peki bu ahlak kitaplarından fırlamış sıfatların gerektirdiklerini yapıyor muydum? Her sabah kalkıp yazıyor muydum mesela? Ya da gün içinde kozama çekilip varoluşun sırları hakkında tefekkür mü ediyordum? Arkadaş ortamlarında kadının evin içindeki adaletsiz yükü üzerinde ateşli tartışmalara giriyordum ama eve gelince annemin yemek kokan saçlarına, yorgunluktan morarmış gözaltlarına aldırmıyordum.
Sayfa 113 - Küsürat Yayınları - Yol Öyküsü·Kitabı okudu
Bu anıyı kendim mi hatırlıyorum yoks başkalarından o kadar çok dinledim ki hatırladığımı mı sanıyorum emin değilim. Söz konusu çocukluk anılatı olduğunda bu bilinmezlik beni hep rahatsız eder.
Sayfa 105 - Küsürat Yayınları - Yazma Öyküsü·Kitabı okudu