Elif Çay

Elif Çay
İç sesini duyan Allahı bırakıp çığlığını dahi duymayan insanlara yönelmek ne büyük gaflet. instagram.com/elf_math?igsh=M...
Reklam
Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu'cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. Aynen öyle de, bu âlem şehrinde dünya sarayının damındaki yıldız lâmbaları, bir kısmı -kozmoğrafyanın dediğine bakılsa- küre-i arzdan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa sür'atli hareket ettikleri halde, intizamını bozmuyor, birbirine çarpmıyor, sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor.
Elif Çay
şeksiz: şüphesiz bedahetle: açıklıkla iştial: yanıcı
Meselâ: Nasılki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda hârika ve hassas mizanlarla alınmış hayatdar macunlar ve tiryaklar var. Şübhesiz gayet meharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir. Öyle de, küre-i arz eczahanesinde bulunan dörtyüz bin çeşit nebatat ve hayvanat kavanozlarındaki zîhayat macunlar ve tiryaklar cihetiyle, bu çarşıdaki eczahaneden ne derece ziyade mükemmel ve büyük olması nisbetinde, okuduğunuz fenn-i tıp mikyasıyla küre-i arz eczahane-i kübrasının eczacısı olan Hakîm-i Zülcelal'i hattâ kör gözlere de gösterir, tanıttırır.
Elif Çay
tiryak: panzehir küre-i arz: yerküre, dünya nebatat: bitkiler zihayat: canlı eczahane-i kübra: en büyük eczane Hâkim-i Zülcelâl: büyüklük ve kahır sahibi olup hükmeden (Allah)
Ölüm ya i'dam-ı ebedîdir; hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini asacak bir darağacıdır. Veyahut başka bir bâki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis tezkeresidir. Ve kabir ise, ya karanlıklı bir haps-i münferid ve dipsiz bir kuyudur veyahut bu zindan-ı dünyadan bâki ve nurani bir ziyafetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır.
Din
Elif Çay
Bu dünyada küfür içinde yaşayan ve kabre imansız olarak göçen bir insanın âkıbeti “idam-ı ebedî”dir. Yani artık o, ebediyen cennet yüzü göremeyecek, saadet yurduna adım atamayacaktır. akarib: akraba haps-i münferid: tek başına olduğun hapis hücresi bağistan: bağ / bahçe
İleride büyük bir yazar olma hayali kuran, inançlı, güçlü, hassas, dürüst ve adaletli biri olduğumu sanıyordum. Peki bu ahlak kitaplarından fırlamış sıfatların gerektirdiklerini yapıyor muydum? Her sabah kalkıp yazıyor muydum mesela? Ya da gün içinde kozama çekilip varoluşun sırları hakkında tefekkür mü ediyordum? Arkadaş ortamlarında kadının evin içindeki adaletsiz yükü üzerinde ateşli tartışmalara giriyordum ama eve gelince annemin yemek kokan saçlarına, yorgunluktan morarmış gözaltlarına aldırmıyordum.
Sayfa 113 - Küsürat Yayınları - Yol Öyküsü·Kitabı okudu
1000Kitap
Elif Çay
Yapmıyordum çünkü asıl ilginç olan büyük laflar etmekti. Büyük hayaller kurup ardından da büyük hayal kırıklıkları yaşamaktı. Filmlerdeki gibi.