“Belki ama bakın” dedi bu kez de Nietzsche defterdeki on numaralı maddeyi göstererek. “Burada meslektaşlarınızın sizin hakkınızdaki fikirlerinin çok önemli olduğunu söylemişsiniz. Kendinden hiç hoşnut olmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesi altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil.”
Yirmi yıl düşündükten sonra, artık korkuların karanlıkta çıkmadığını, daha ziyade onların her zaman orada olan ama gün ışığının parlaklığında silinen yıldızlar gibi olduğuna hükmettim…
·