Stefan zweig'ın kitaplarında işlediği kadın duyguları temalı konular içten içe körelmiş veya gün yüzüne çıkmayı bekleyen duygularımızla bizi tanıştırıyor aslında.
Kitap tek oturuşta bitirilmelik,heycan uyandıran bir tarza...
Konusuna gelecek olursak kitabın adından da anlaşılacağı üzere korku'yu ele almış yazar.
(Spoiler)
Kitabın başlarında İrene'nin kocasına olan sadakatsizliğini yadırgamamak elde değil ve yapmış olduğu şeyin pişmanlığını da kocasının ona karşı tavırlarının değişikliğiyle düşünüyor. Aslında Irene baştan başa doyumsuz,macera arayan,elindekilerin kıymetini anlayamayan sadaktsiz bir kadın ve tüm kitap boyunca da yaptığı yanlışın farkedilmesi korkusuyla o hissi okura empoze etmeye çalışılmış.
Aslında kitabın tamamını yazar bir paragrafta kitabında özetlemiş;
"Mürebbiyelerininin çocuklara okuduğu masaldaki prensesin,saraydaki bütün odaların içinde kapısı gümüş anahtarla kilitlenmiş olan bir tanesine girmemesi gerekiyordu,ama prenses yine de o kapıdan girip kendi felaketini hazırlıyordu.Irene'nin kendi kaderi de böyleydi işte,yasak olan onu baştan çıkarıp felakete sürüklemişti."
Irene şanslı olmalı ki böyle bağışlayıcı bir kocası var. Onu anlamaya çalışıp tüm korkularını hafifletmeye çalışan bir yol arkadaşı.
Sonunda gidişatı değiştirip okuru şaşırtarak sonlandırılan kitabı okumanızı tavsiye ederim:)
Bir şey kaybetmezsiniz aksine kazanırsınız.