“Yıkımın gerçekleştiği gün,” diye başladı Daren. “Tanrıçaların neyin peşinde olduğunu sonunda çözmüştüm. Seni çoktan kaybetmiştim Arın. Varisini korumak istedim. Adalia'yı da öyle. Saraya gelirken şamanları gördüm. Bu yüzden Adalia'ya yetişemedim. Şafak'ı gönderdim ama yetişemedik. Bebeği alıp güvenli bir yere götürdüm. Onun ikiz alevim olduğunu sonra öğrendim. En başında tek derdim senden kalan tek şeyi korumaktı. Tanrıçalar yolumu kesti, bir şekilde onu kaçırmayı başardım ama tek başına gitti dünyaya.”
Burası sihirli bir diyardı ama saf bir şekilde oluklardan akan bu su, tüm bu sihirli yaratıkları bile heyecanlandıran tek şeydi. Bu bana dünyanın aslında ne kadar kıymetli olduğunu ve onu ne kadar hor kullandığımızı bir kere daha hatırlattı. Sihre ihtiyacımız yoktu, var olanı korumaya ihtiyacımız vardı.
Her şey herkesin istediği gibi olmuştu sonunda, her şey plana göre gitmişti, Elemental başına buyruk deli kızdan ve beraberinde getirdiği sorunlardan kurtulmuştu.
Ve Gece Yarısı Lordu yeniden nefret edilen olmuştu, katlanılmaz bir yalnızlık onu ensesinden tutup kalbini boğmuştu.
Cehennem aleviyle yanan kalbi buz tutmuştu.