Olan neydi? Arap orduları orta asya’yı fethetti. Şiddet ve vergi baskısı, dinin güçlü bir itici gücü haline geldi. Farslar İslam’ı kendi kültürel çerçevelerinden Türklere aktardı. Türk hanedanlar İslam’ı siyasi meşruiyet aracı olarak kullandı. Halk ise kendi kültürel hafızasını İslami formlar içine taşıyarak kendine özgü bir inanç dünyası kurdu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türklere İslam’ın mesajı sistematik ve anlayışlı biçimde aktarılmadı. Türk boyları İslam ile Göktanrı inancını, Budizm’i ya da şamanizmi karşılaştırma fırsatı bulmadı. Türklerin büyük çoğunluğu, teolojik bir ikna sürecinin sonunda özgür iradeyle bu dinini seçmedi. 
Esasen İslam’ın dünyayı anlatış biçimiyle Türk töresinin anlayış biçimi kökten farklıydı. Hayatın değişik alanlarında ortaya çıkan çatışmalar, temelden farklı olan iki yaşam tarzının birbirine sürtünen iki zımpara gibi çarpışmasından ibaretti. Genel anlatıya göre bu iki dünya görüşü, birbirine yakın olduğu için Türklerin İslam’ı benimsemesi kolay olmuştu ama günümüze kadar devam eden çarpışmadan da anlaşılacağı üzere, ortada bir yakınlık yoktu.
Pir Sultan’ın asılması, Osmanlı Devleti’nin heterodoks bir Türk ozanına uyguladığı şiddetin somut bir örneğidir ancak bu idam onu susturmadı. Pir Sultan’ın deyişleri yazılı olmayan ama sözlü aktarın güçlü kanalları aracılığıyla yaşamaya devam etti. Bu yaşama direnci, Alevi geleneğinin sözlü kültürünün ne denli dayanıklı olduğunu göz önüne serer. 
Yesevilik‘in yapısal özelliklere de dikkat çekicidir. Pir mürit ilişkisi yüzeysel olarak İslami tasavvufun genel çerçevesine uyuyor ancak bu ilişkinin dinamikleri incelendiğinde, Bozkır şamanizminin kam-topluluk ilişkisi ile yapısal benzerlikler göze çarpıyor. Şeyh, tıpkı Kam gibi, ruhani güce sahip bir aracıdır. Onun etrafında topluluk oluşur. Törensel ayinler topluluğu birbirine bağlar.