Bu kurguda Gazzali, İslam'da felsefeyi, düşünceyi ve bilimi bitirecekti. Ondan sonra biz, birer hiç olacak ve İbn Rüşdü dinlememekle yok olmayı hak etmiş olacaktık. Batı ise en gelişkin haliyle Yunan felsefesini İbn Rüşd'den teslim almış olacaktı. Doğu'nun kültürel gelişimdeki rolü burada bitmiş olacaktı.
Aslında İbn Rüşd ve Gazzali'nin bu bağlamda seçilmiş olması da kurguya hizmeti bağlamındadır. İbn Rüşd, onların Rönesans dönemi dedikleri çağa oldukça yakın yaşamıştır. Ayrıca o, Avrupa sayılan Endülüs'tedir ve Hristiyanlar tarafından okunmaktadır. Bu bağlamda, Antik Yunan bilgisini Batı'ya taşımak için biçilmiş kaftandır.
O hâlde İbn Rüşd'ün, kendisi ile tartıştığı Gazzali de İslam'da felsefeyi bitirmekle görevlendirilmiş olacaktır. Tabi bu kurguya göre, İbn Rüşd'den iki yüz yıl sonra ortaya çıkan İbn Haldun'u açıklamak gibi bir zorluk vardır. Çünkü o, başarısı yadsınabilecek birisi değildir.