Biz insanevlatları, yaratımın zirvesi olduğumuza, yenilmezliğimize, çözemeyeceğimiz hiçbir şey olamayacağına inanarak doğuyoruz. Ancak kaçınılmaz bir şekilde öldüğümüzde bütün inançlarımız da parçalanıyor
Önemli değil çünkü hepimiz bir şekilde öleceğiz. Beynime bir kan pıhtısı gidip beni on dakika içinde öldürebilir; köpeğinizi gezdirirken size bir araba çarpabilir. Hepimiz ölebiliriz, dünyanın sonu gelebilir ama evren hiçbir şey olmamışçasına varolmayı sürdürür.
Biz öldüğümüzde, zaman, yabancılarla tükürük takas edip etmediğimizi hatırlamayacak. Hatta var olduğumuzu hepten unutacak.
Ve bunun bir önemi yok.
Geçmişi hatırlıyor, ânı yaşıyor ve geleceği yazıyoruz.
Evren bizi unutabilir ama ışığımız, bu dünyayı terk ettikten sonra sonsuza dek karanlığı aydınlatacak. Evren bizi unutabilir ama biz yok olana kadar unutamaz ve biz, henüz yazılmamış geleceklerimizle hâlâ buradayız. Kıçımızın üstünde oturup bekleyebiliriz ya da hemen şimdi yaşamayı seçebiliriz. Boşluğun kıyısına yürüyüp isyankâr çığlıklar atabiliriz. Önemli olduğumuzu herkesin duyacağı kadar yüksek sesle haykırabiliriz. Hâlâ burada olduğumuzu; tuhaf, saçma sapan hayatlarımızı yaşadığımızı ve bunu ne serseri kuyruk yıldızların, ne karadeliklerin, ne evrenin ısı ölümünün , kimsenin elimizden alamayacağını. Nasıl öleceğimizi seçemeyebiliriz ama nasıl yaşayacağımızı seçmek "bizim" elimizde.
Evren bizi unutabilir ama bunun bir önemi yok. Çünkü biz karıncalarız ve yolumuza devam edeceğiz.