Pilon çocukluk anılarından söz açtı:
-Ne dert vardı, ne tasa, be Pablo, diye söylendi. -Cıvıl cıvıl yaşayıp gidiyorduk.
Pablo do dertlenmişti:
-Bir daha o günlerdeki gibi dertsiz, tasasız, rahat
bir gün geçiremedik, diye içini çekti.
İki galon şarap, iki Paisano için bile olsa çoktur. Testiler şöyle bir sıra izleyerek boşalır: İlk testinin boynundan aşağılara inildikçe ağırbaşlı bir konuşma başlar. Yedi sekiz santim daha aşağıda, acı tatlı anılar uyanır. Bir on beş santim daha inildi mi, eski aşk serüvenleri deşelenir. Bir parmak altından aldatmalar, aldatılmalar çıkar. Birinci testinin sonunda bir
hüzündür çökmüştür. İkinci testiye başlanır. Boynu aşılınca kapkara bir umutsuzluk başlar. İki parmak aşağısı, ölüm ve özlem şarkıları söyletir. Bir parmak daha, duyup işitilen bütün nağmeler ortaya dökülür. Biraz daha aşağısı için hiçbir şey söylenemez: her şey olabilir.
Birçok tarihlerin de yazdığı gibi, en büyük iyilikleri yapacak güçte ruhlar,
en büyük kötülükleri de yapabilirler. Kimi papazlardan daha dinsizi var
mıdır? En masum bakireler gerçekte günahkar olanlar değil midir? Bu, yalnızca bir görüş sorunundan başka bir şey değildir.