‘’Tanrım, kendi kendilerini sevip düşmanlarından nefret edebilen saf insanlar ne mutluydu! Kendi kendile- rinden asla kuşkuya düşmemiş, çünkü ülkelerinin sefalet ve felaketinde kendilerinin sözde en ufak bir sorumlulu- ğu olmamış, tüm sorumluluğu doğal olarak Fransızlara, Ruslara ya da Yahudilere, kim olduğu fark etmeyecek bi- rine, kısacası bir başkasına, bir "düşmana" yükleyen yurt- severlere ne mutluydu! Belki bunlar yeryüzündeki in- sanların onda dokuzunu oluşturmaktaydı, barbarca ilkel dinlerinde gerçekten mutluydular, belki aptallıklarının ya da son derece kurnaz düşünce düşmanlıklarının zırhı- na bürünmüş, kıskanılacak kadar şen ve kolay bir yaşam sürüyorlardı. Oysa bu da nihayet alabildiğine kuşku götüren bir şeydi, çünkü o insanların mutluluğuyla benim mutluluğum, o insanların çektiği çilelerle benimkiler için ortak bir ölçüt nerede bulunabilirdi?’’
Syf76