"'Duyarlılıkları büyük içsel yankılanmalar uyandırarak daima birlikte titreşen ve asabi mizaçları nesnelerin temel ilkeleriyle sürekli uyum içinde olan, keder ve haz karşısında ayrıcalıklara sahip bulunan o nadide varlıklar grubuna ait değil miyiz? Onları her şeyin uyumsuzluk içinde olduğu bir ortama koyduğunuzda bu kişiler korkunç acılar çeker, ama buna koşut olarak kendilerine sempatik gelen düşüncelerle, duyumlara ya da varlıklarla karşılaştığında hazları coşkunun doruklarına yükselir. Ama bizim için, felaketlerin, sadece aynı hastalıkla zedelenmiş ve birbirlerine çok benzeyen kavrayışların karşı karşıya geldiği ruhlarca bilinen bir yaşam alanı daha vardır. Bazen ne iyilikten ne de kötülükten etkileniriz; o zaman içimizdeki boşlukta harekete geçen dokunaklı bir org, hiçliğin yararsızlığına karşı isyan eden bir ruhun korkunç çelişkisini andırırcasına, nedensiz yere duygulanır, bir ezgi üretmeden sesler çıkarır, sessizlikte yitip giden vurgular savurur! Gücümüzün, tıpkı bilinmeyen bir yaradan kanın boşalması gibi, tamamıyla tükendiği bezdirici oyunlar. Duyarlılık sel gibi akar, bunu günah çıkarma bölmesinin kulaklarının duymadığı korkunç çökkünlükler, betimlenemez melankoliler izler.'"
Sayfa 58 - 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 18. Baskı.·Kitabı yarım bıraktı