“Zavallı yaratık, benden korkması gerektiğini bilmeyecek kadar aptal. Aynı senin gibi.” Bran’in ifadesi cansızdı ama gözleri kahkahayla ışıldıyordu. Daniel da güldü.
Daniel uzun bir süre onun profilini seyretti sonra mırıldandı, “Öldüğünü sanıyordum.”
“Öldüm. Oldukça uzun süredir öyleyim.” Bran’in ağzı seğirip bir gülümsemeye dönüştü. “Fakat ölümle pek iyi anlaşamadığımızı gördüm. Uyumaya devam edin, Bay Kane.”
“Bana artık Daniel demelisin. Birbirimize ilk adlarımızla seslenmek için yeterince şey yaşamadık mı sence?”
“Sanırım öyle, Daniel.”
Uzun bir süre yaşadım, Bay Kane ve bu bana günlük yargılarımızın birçoğunun ne kadar anlamsız olduğunu kavrama olanağı verdi. Sabrımın taştığını görmeyeceksiniz.
“Siz ölüsünüz, değil mi?”
Sözcükleri durduramamış, bir anda ağzından kaçırıvermişti. Bran kıkırdadı, gıcırtılı ses Daniel’ın tüylerini diken diken etti.
“Merak ettiğiniz buysa ben hayalet değilim. Ama canlı da değilim.”