Ütopya çünkü yüksek medeniyete sahip bir toplumun varlığı umut aşılıyor okuyucuya. Distopya çünkü Bozgunculuğa aşina insanlığın umuda dair yoketme düşüncesi iç karartıyor.
Hayat bir çizgi. Kimi zaman dümdüz kimi zaman yön değiştiren bir çizgi. Hepimiz rutinin içinde debelenirken o düz çizginin hizasını kollayarak yaşıyoruz. Bilmesek de veya farkında olmasak da temkinli hayatımızın sınırını belirliyor o çizgi.
Öyle garip kavramlarla yetiştirilmişiz ki bizden birazcık değişik bir kişi ya da toplumla karşılaşınca onların bize yabancılığı nedeniyle güvensizlik duyuyoruz ya da nefret ediyoruz. Oysa her bir uygarlığın anıtları ve kültürü, insan olmanın değişik biçimde anlatımından başka bir şey değildir.