"Yapılacak, duyulacak, görülecek hiçbir şey yoktu, her yerde, sürekli bir hiçlik insanı çevreliyordu, tamamı boyuttan ve zamandan yoksun bir boşluk. Bir aşağıya bir yukarıya yürürdü insan ve düşünceler de bununla birlikte bir aşağıya bir yukarıya gidiyordu, sürekli yukarıya aşağıya, yukarıya aşağıya. Ama düşünceler ne kadar soyut görünseler de, bir dayanak noktasına ihtiyaç duyar, aksi takdirde kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar, onlara hiçlik iyi gelmez."
"İnsanlar kördür... Peki ya biz sanatçılar..." Ben insanların mal olduğunu biliyordum... Peki ya sanatçılar? Nedir bu duayenlik kavgası anlamadım gitti."
"İnsan içindeki huzurla ancak sırıtabiliyor zaten. İnsanın içindeki huzuru insanlara faydalı olabilmek için kullanılabilmesi neredeyse imkansız bir şey. Bu sebeple ben herkes gibi huzur istemiyorum. Huzuru son nefesi vermeden tadabilsem ne güzel. Huzur, bütün beyni kaplayan bir şey olduğu için hiçbir şey düşünemiyor olman lazım. Halbuki düşünemiyor olmayı başka bir şey olarak öğretmişlerdi bize. Yani huzurlu olacağımız hiç aklıma gelmezdi."