Ah! Bir de insanlardan daha çok severim kedileri. Onların tatlı imparatorluklarında yaşadıktan sonra, insanların 'devlet' anlayışını kim sevebilirdi sahi?
Bugünler pek karamsarım
Ve yüreğimde bir acı var
Seni pek özleyeceğim
Bir eylül gecesi
Neden bu kadar uğursuz bir gün
Bu kadar fena bir akşam
Gece mi gündüz mü bilemiyorum
Hava pek karanlık
Düşüncelerimle öleceksin sen de
Öldürüyorsun kendini sebepsizce
Sadece hoş bir tebessüm bile
Anlaşılan bu an için pek fazlaydı
Getir elini göğsümün üstüne. Hah işte, öylece öleceğiz değil mi? Ben başka, hiçbir el tutmadan seninle öleceğim, değil mi? Uyumak istiyorum, uyuyayım değil mi? Artık kaçmazsın değil mi?
... ruhumdaki bu ateş damlasını, bu o kadar yüce, fakat o kadar insani ve günahkar olan ateş damlasını? Şimdi o beni damla damla daima yakarak yiyor, yiyor. Ruhumda bir zaman sonra kül bile kalmayacak!
Yarın onu belki bir tabutta götürürken bütün bir yaşama kabiliyeti donmuş, sönmüş bir gezegen, mesela bir ölü ay karşısında gibi olacağız. Fakat o da ölü ay gibi, karanlıklarda durup bizi aydınlatıp duracak. Ben, ben de bütün ateşleriyle sönen bir dünyanın çarpmasıyla paramparça olup kalacağım.