Ama Kamala böyle bir şey yapmadı, Siddhartha’nın ortadan kaybolduğunu duyunca şaşmadı hiç. Siddhartha’dan her zaman beklememiş miydi bunu zaten? Bir Samana değil miydi Siddhartha, yersiz yurtsuz biri, bir göçebe? Ve bunu en çok son kez birlikte olduklarında hissetmişti; bir yandan uğradığı kayba üzülürken, onu sen defasında öylesine candan bağrına bastırdığını, bir kez daha bütün varlığıyla onun olduğunu ve kendisini onunla dolmuş hissettiğini düşünerek sevindi.
İnsanların büyük bir çoğunluğu Kamala, düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgârın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgâr varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.
Her sevi şenliğinden sonra sevgililer birbirlerinden, biri ötekine hayranlıkla bakmadan ayrılmamalıydılar; hem yenmiş hem yenilmiş olmalı, herhangi birinde aşırı doymuşluk ya da bıkkınlık duygusu uyanmamalı, sömürdükleri ya da sömürüldüklerini hissetmemeliydiler.