“Yobaz” kelimesi, dinin kaynağındaki temel anlam sistemini bilmeden, dini yorumları darlaştıran ve dini kudret kazanma mekanizması haline getiren kimselere verilen addır. Her dinde yobaz vardır. Her din, kendi tarihi içinde belirli devrelerde yozlaştırılmış ve yobazların hakimiyeti altında kalmıştır. Dinler tarihini inceleyenler, yozlaştırmanın ve kudret elde etmek için dini kullanmanın her dinin tarihinde yer aldığını bilirler.
Bir kimseye yararlı olabilmenin tek yolu vardır, o da karşınızdakini dikkatle dinlemek ve onunla kalben ve kafaca beraber olmaktır. Bir başka deyişle, karşınızdakini duyarak dinlemektir.
Ama bir insan sürekli olarak bir kafes içinde de yaşayamaz;yaşarsa bile gelişemez, büyük bir yalnızlığa düşer ve “varolmayan” bir birey olarak, “otuzunda ölür, altmışında gömülür”.
Kendini açmak, eski önemli olayları anlatmak olarak değil, içinde bulunulan zaman süresi içinde, duygu ve düşüncelerini paylaşmak olarak anlaşılmalıdır. Kişisel ilişkiler, geçmişteki yaşantıların karşılıklı aktarılması yoluyla, sağlam bir temel üzerine kurulamaz. Kişiler birbirleriyle etkileşimde bulundukları sırada, o anda, bu etkileşimden doğan düşünce ve duyguları paylaşabilirlerse, kendilerini açmış olurlar.
En acı ve ıstırap verici bedensel işkence bile, umursamamaya yeğlenir, çünkü bedensel işkenceyi yapan, işkence yaptığı “kişinin varlığını” kabul etmiş olmaktadır.