Muhtardan çıkıp Akdoğan Sokağı'na giderken, bu memleketteki isim degisikliklerine takılmıştı kafam. Niye hiçbir sokağın, caddenin, meydanın, köyün adı aynı kalmıyor, sürekli degiştiriliyordu acaba? Tarihten kaçmak için mi? Her şeye sıfırdan başlamak için mi?
Yaşlılıkta, çoğu durumda, beden ve zihin aynı zamanda çökmüyordu. Genellikle bunlardan biri daha genç kalıyordu. Hangisinin önce çökmesi daha iyidir gibi trajik bir sorunun cevabını bugün tam olarak öğrenmiştim: Önce zihin çökerse insan daha mutlu ölürdü.