"Belki de hatasını anlayıp özür dileyecek," dedi Mara dalgın bir ifadeyle. "Ama o daha kötü biliyor musun? Çünkü sana zarar vereceğini bile bile bu işe kalkıştığını anlayacaksın."
Yatakta tek başına: Bu durumun ferahlığı, insanın serbestçe hareket edebilmesi, pervasızlık hissi, arsızlığı, battaniyeyi istediği gibi çekiştirmesi! Büsbütün yeni bir keyfi keşfetmek gibiydi.
Ama burası İtalya'ydı. Yağmur bile bir başkaydı, çılgınca savrulup her yeri ıslatan İngiliz yağmuru gibi değildi. Ve burada yağmur dinerdi; dindiğinde, yeryüzünün güllerle kaplandığı görülebilirdi.
Deniz kıyısında yapayalnız dururken, rahatsız olup tenine batan mayoyu da çıkardı üstünden. Hayatında ilk kez, açık havada çırılçıplak durdu. Güneşe, üstünde esen rüzgara, onu çağıran dalgalara bıraktı kendini.