Eğer insan, eksiksiz bir varlık ve Leibniz'in monadında olduğu gibi kapalı bir sistemi oluştursaydı metafizik diye bir şey olmazdı. Düzeltilemez bir şekilde kendi içine kapanmış olan bu varlık, ait olduğu varoluş boyutunun dışında kalan şeylerin bilgisine ulaşamazdı. Zaten durum böyle değildir. Aslında insan, gerçek varlığın yalnızca geçici ve belirsiz bir tezahürünü temsil eder; tek bir varlığın, tanımlanmamış olan sayısız hâllerinden yalnızca biridir. Keza bu varlık, tüm bu tezahürlerden tamamen bağımsızdır. Hindu metinlerde her satırda karşımıza çıkan bir mukayeseyi kullanmak gerekirse, tıpkı güneşin, yansıyan ışığından doğan tüm görüntülerden bağımsız olması gibidir.