Bazı kitaplar vardır okuduktan sonra hakkında ne düşüneceğimizi ne söyleyeceğimizi bilemez hale geliriz. Kör Baykuş kitabı da benim için bu kitaplardan biri oldu. Bitireli çok olmadı belki ama ne yazacağımı, kitabı sizlere nasıl anlatacağımı düşünüyorum hâlâ. Öncelikle hızlı okumaya alışmış biri olarak bu kitabı yavaş yavaş sindirerek okudum çünkü her bir cümlesi benim için çok anlamlıydı. Kitaplardaki cümlelerin altını çizmeye son zamanlarda iyi alıştım. Ki bu kitapta neredeyse her sayfada çizilesi birçok beğendiğim cümle buldum. Sayfa sayısı 88 fakat o kadar yoğun bir anlatım var ki keşke daha uzun olsaydı diyorum. Kitaptaki karakterle Sâdık Hidayet'i bağdaştırıyorum çünkü her ikisinde de çaresizlik duygusu hakim. Ayrıca mekan, zaman, geçmiş veya gelecek kavramları da net değil. O kadar ince detaylı anlatılmış ki duygular, onları anlatabilmek imkansız. Kitap, genel olarak bunalımda olan bir adamın hayatından kesitler veriyor. Kitapta birkaç isim daha geçse de aslında 'kahraman' tek ve değişmez. Geçmiş, gelecek, ân; korku, özlem, ümit birbirleriyle kaynaşmıştır. Okurken zaman zaman şaşırdığınız yerler oluyor.
Kitaptan öte beni en çok etkileyen İranlı yazarın hayatı oldu. Sâdık Hidayet, yaşadığı bunalımlar neticesinde Paris'te günlerce, havagazlı bir apartman aramış ve 9 Nisan 1951 tarihinde intihar etmiştir. Arkadaşı Bozorg Alevî onun hakkında şunları söylemiştir: " Ölümünden az önce bir hikaye taslağı kaleme almıştı, şuydu konu: Annesi 'Salgı salamaz ol!' diye beddua eder yavru örümceğe. Küçük örümcek ağ yapamayınca ölüme kurban gider. Hidayet'in hayat hikayesi miydi bu?"
Belki de hayatını okuduktan sonra kitabıyla karşılaşınca taşları yerine oturtabildim. Çünkü kitaptaki karakterle yazarımızın duyguları pek de farklı değil. Ek olarak kitabın İran'da yasaklandığını
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
“Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu sonsuza kadar yaşatacak olan sizlersiniz.”
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun!
“Ölümünden az önce bir hikâye taslağı kaleme almıştı, şuydu konu: Annesi ‘Salgı salamaz ol!’ diye beddua eder yavru örümceğe. Küçük örümcek ağ yapamayınca ölüme kurban gider.
— Hidâyet’in hayat hikâyesi miydi bu?”
(Bozorg Alevî)