Kitabı sizlere anlatmadan önce şunu söylemeliyim ki ben kitaplardaki cümlelerin altını çizmeyi seven biri değildim. Nedendir bilmem ama bu kitapta altı çizilesi o kadar çok beni kendine çeken cümle vardı ki...
Çok sevdim kitabı, bitsin istemedim. Özellikle kitabın son sayfasında yaşadığım şaşkınlığım kitap bittikten sonra bir müddet daha sürdü çünkü gerçekten böyle bir detay beklemiyordum.
Baş kahramanımız Salih... Konu; Salih'in başka bir ülkeye gitme isteği ve buna rağmen çıkan engellerden dolayı bir türlü gidememesi.
Bir akşam Salih'in başka bir ülkeye gidecek olmasından dolayı Nefaset Lokantasında veda yemeği veriliyor. Masadakilerin farklı farklı hikayelerine, itiraflarına şahit oluyoruz. Aslında tutunamama teması var bu kitapta. Salih'in melankolik kişiliği ışığında dün ve bugün anlatılıyor.
Ben kitabı okurken çok keyif aldım. Özellikle Nihan'ın naif yüreğini sevdim. Salih için Nihan, varoluşsal bir anlam taşırken o da yok olup gitmişti. Melankolik tadında kitaplar okumayı sevdiğimden ötürü Nefaset Lokantası'nı çok beğendim.
Benim gibi düşünen herkese tavsiye ederim.
Gitmek istemek ve gidememek... Sahi, kimi zaman biz de bunu yaşamıyor muyuz?
Nefaset LokantasıTuğba Doğan · Yapı Kredi Yayınları · 20192,339 okunma
“Her şey ölmek istiyor. Var olmak isteyen her şey var olmuş sayılmak için ölmek istiyor. Ölümü aramak, ölümlerin içinde kendi ölümünü bulmak, ölümüne yaklaşmak, ona karışmak ve ölünce nihayet bir zamanlar kesinlikle var olmuş olmak istiyor.”
"Toprak beni dışladı, insanlar beni dışladı, hava, su, sokak hayvanları ve siyasi partiler. Hepsinden dışlandım. Hiçbir şey yapmadan. Sadece kendim olarak. Burada doğup büyüdüm ama toplumun benimle konuşmaya başladığı ilk andan itibaren duyduğum tek bir şey vardı: Benim bütün doğru zannettiklerim yanlıştı."