Tuğba Doğan

Tuğba Doğan

YazarÇevirmen
7.8/10
48 Kişi
·
112
Okunma
·
2
Beğeni
·
1211
Gösterim
Adı:
Tuğba Doğan
Unvan:
Yazar,Çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1981
Tuğba Doğan 1981’de doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yüksek Lisans programından “Kaybetmenin Anlatısı: Mai ve Siyah, Huzur ve Tutunamayanlar” başlıklı teziyle mezun oldu. Çeviri ve denemeleri Cogito, Toplumbilim, Notos, Yeniyazı gibi dergilerde ve çeşitli derleme kitaplarda yayımlandı. Çevirmenlik ve senaryo yazarlığı yapıyor.
Çünkü gerçek bir acının içinden geçen ve geçerken yine dünyanın bir anında küçücük bir andan ibaret olduğunu bilen herkes gibi Zeliha'nın da tek kudreti sadece unutmamaktı.
Bir cinayet gerçekte kimin yüreğini arıtır Musa? Katilin mi, maktulün mü, yoksa cinayeti duyup da ibret alan kalabalığın mı?
Cezanın doğması için yeter neden, işlenmiş bir suç değil suçu işleyenin kimliğidir. Bu nedenle bazı suçların cezasız kalacağı açıktır.
156 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tuğba Doğan'ın ilk eseri Musa'nın Uykusu. Yıllardır çevirmenlik yapan yazar, belki de bu yüzden dile o kadar hakim ki kelimeleri eğip bükmekten, onlarla oynamaktan hiç çekinmemiş. Çoğu yeri 'Yahu bu cümle böyle de kurulur muymuş?' diyerek okuduğumu hatırlıyorum kitap elimdeyken. Çoğu defa aldığım hazzı daim kılmak için geri dönüp baştan okuduğumu biliyorum satırları. Edebi açıdan oldukça başarılı olduğunu ve bana yüksek bir tatmin sağladığını söyleyebilirim. Ve biraz imrenerek itiraf etmeliyim, bir ilk kitap olarak fazlasıyla başarılı bir çalışma.
Yazarın çevirmenlik kimliği, ana karakter de dahil olmak üzere romanın tamamına sinmiş durumda. Edebiyatla ve hatta çevirmenlikle ilgili birçok fikri okuyabileceğini kitapta, ana karakter de bir çevirmen aslında.
Çoğunlukla bilinç akışı yönteminin kullanıldığı kitapta, ana karakter Zeliha'nın hikayesi anlatılıyor. Bazı bölümleri 1. tekil olarak Zeliha'dan, bazı bölümleri de ilahi bakış açısından okuyoruz. Zeliha anlattığında biraz öznel olan hikaye, tanrısal bakış açısında geçildiğinde daha nesnel, daha adil ve daha geniş bir bakış açısına sahip oluyor. Böylece okur tarafsız bir bakış açısı sağlıyor.
Kitaba adını veren Musa, Zeliha'nın hayal kırıklıklarının beden bulmuş hali. Ve bu kocaman hayal kırıklığı bir gün geliyor, Zeliha'nın hayatının tam ortasına teklifsizce düşüveriyor. İşte roman tam olarak burada başlıyor. Engelli olan kardeşi Musa'ya bakma görevi kendisine kalan Zeliha'nın evi de, düzeni de, düşünceleri de bir anda değişiveriyor. Zeliha'yı da, onun istemi dışında geçmişin çukuruna, anıların bataklığına sürüklüyor.
Büyümenin sancılarını, aile trajedilerini, hayalleri ve hayallerin yıkılmasını, iş hayatının sıkıntılarını... Yani bir insanın hayatında yaşayabileceği birçok şeyi okuyacaksınız bu romanda. Kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz aşikar.
Kendi fikirlerimi söylemem gerekirse; Musa'nın Uykusu ve Tuba Doğan hakkında söyle düşünüyorum; "Benim arayıp bulamadığım cümleleri barındıran bir kitap. Benim kırık cümlelerimi doğru şekilde yazan bir yazar." Çok nadirdir kitaplarla kendimi bu kadar bir hissettiğim, bu kadar kendimden düşünceler yakaladığım. İşte o yüzden benim için unutulmaz oluyorlar.
Bolca işaret koyarak, düşünerek ve hissederek ağır ağır okuyacağınız bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sürükleyici bir kurgu beklemeyin. Fikirlerle dolup taşan, edebiyatla süslenmiş ve buna rağmen akıp giden, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir hikaye okuyacaksınız. Ve biraz da hüzünleneceksiniz. Okumaya başlarken bunları dikkate almanız gerektiğini düşünüyorum.
Sevgilerimle.
Benim gibi yarım bırakan olacak mı kitabı merak ediyorum ,ilk yarısı çok güzel gidiyor derken bir baktım ikinci konuda kitabın içine giremedim aynı sıkıntıyı Musa’nın uykusunda da yaşadım Ve okurken daraldım.
128 syf.
·6/10
Büyük bir hevesle başladığım, başlarda oldukça keyifli ve akıcı giden fakat ikinci bölümden itibaren oldukça kopukluk olan bir roman. Salih yalnız ve melankolik bir kişiliğe sahip. Yaşadığı duygusallık ve ülkeden gitmek istemesi gerçekten etkileyiciydi. Buradan sonraki kısımda ise sanki her şey romanın akışından bağımsız ilerliyor. Açıkçası hayal kırıklığı yaşadım. Ve beklentimi karşılamadı. Okunabilir mi derseniz tabi ki çok güzel alıntılar yapılabilir ve üzerine düşüneceğiniz taraflar olacaktır ama okumazsanız da çok bir şey kaybetmiş sayılmazsınız.
128 syf.
·Puan vermedi
#nefasetlokantası günümüzün çok yeni kalemlerinden #tuğbadoğan ın ikinci kitabı.. ben çok merakla okumaya başkadım sırf içerisindeki bir bölüm sebebiyle iyiki okudum dedim.. salt aşk gibi görünse de içinde siyaset bile var. içimizden bir kitap yani herkesin bir yerlerde bir şekilde muhakakk düşünmüş ve yaşayabilecek olduğu durumları konu almış. mekankoli sevdamın getirisi mi bilmiyorum ama eğer siz karamsar kitapları sevmiyorsanız ayrışan bölümlerde adapte olamayıp sıkılabilirsiniz. birsürü altını çizdiğim uzuuun satırları alıntı olarak giremesem de sayfa sayfa çekip atar, alıntı storylerine eklerim. Şans verin ama eğer okumaya başlarsanız ara vermeyin. ancak öyle seversiniz :) iyi akşamlar.
#senacakitaplar
156 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Tuğba DOĞAN – Musa’nın Uykusu

Vedaları hiçbir zaman sevmedim, sevemedim. Evet bazen vedalar yeni başlangıçlardır fakat yine de o yeni başlangıca gitmek yerine veda etmemeyi isteyenlerden olmuşumdur.

Tuğba Doğan’ın ilk romanı ‘’Musa’nın Uykusu’’ ve dilerim ki son da olmayacak. Arafta kalan bir karakter, Musa. Tam olarak yaşıyor mu yaşamıyor mu o bile telaşlı ve sorgulamaya açık. Okudukça aslında Musa’ya ne denli yakınız göreceksiniz.

Eserdeki betimleyici unsurlar kesinlikle dikkat çekici ve harika. Aslında vazgeçmenin de hayatta lazım olduğunu çok güzel bir üslup ile izah ediyor. Anlatıcı olan Zeliha’nın gözünden ve kalbinden hayatları okumak ve sanki orada, onunla her şeye şahit olmak…
Derin etkiler bıraktı bende. Benim ve ailemin yarasıdır, yangın. Yanmak ile başlıyor roman. Sıcaklığı her zerremde hissederek…

Zeliha ile birlikte ben de zihnimin koridorlarında dolaştım, etkilendim, ağladım, gülümsedim… Aslında eser bir nevi ‘’Yaşamayı bir türlü becerememe’’ çığlığıdır diyebiliriz. Hayat çok hızlı akar, durmaz. Fakat bizler bazen dursun isteriz. İşte Zeliha ve Musa’nın çabası da tam da bu; Biraz Dursun Dünya Telaşı…

Çok genç yaşta olmasına rağmen böyle ağır ve kaliteli cümleler, beni gerçekten Tuğba Doğan’a bağladı ve inanılmaz bir saygı uyandırdı bende. Bilinç akışı tekniğini çok sağlam kullanmış yazar.
Eser hakkında diyecek çok sözüm var fakat biraz merak uyandırıp, herkesin okumasını arzu ediyorum.

Sadece arka kapak yazısını yazmak istiyorum;
‘’Çünkü Musa başından beri ayrılmayı bilmiyordu. Yaşamak için ayrılmak gerektiğini bilmiyordu. Dünyaya geliş hikâyesinde bütün hayat hikâyesinin kalbi saklıdır, kaderinin şifresi bu ilk sahnede, gecikmeli gerçekleşen doğumunda gizlidir. Nasıl annesinin karnından vakti geldiğinde ayrılamadıysa daha sonra da hiçbir yerden hiçbir şeyden zamanında ayrılmasını bilmeyecekti. Sıcak su musluğunun, kış yağmurunun, komşu kadının halı silkelediği balkonun altından; yaya geçidinin, yürüyen merdivenin, tren raylarının üstünden, çatapat patlatan oğlanların, hasta sokak köpeklerinin, can çekişen kedilerin yanından. Son olarak da yangından. Musa ayrılmayı bilmiyordu. Oysa hayatta kalmanın koşulu doğru zamanda ayrılmasını bilmektir. Önce anne karnından ve sonra da sırasıyla her şeyden.’’

Herkese rahatsız okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
560 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Mükemmel bir tarihsel roman.kurgu ile gerçeği bir araya getiren yazar Rodos un ne kadar zor şartlar altında alındığınu,şövalyelerin beceri ve inadıni gösteriyor. Bir miktar Şövalye abartısi olduğu kesin ama yine de kendi tarih kaunaklarimizdan farklı bir anlatıyi okumak isteyenlere kesinlikle öneririm. Kanuni nin kendi eniştesini bile basarisiz girisimlerinden dolayi sürgüne gondermek zorunda kaldığı bu zorlu savaşta casususluk, karşı lagimcilik gibi konularda mükemmel bir anlatı sunuluyor.
128 syf.
·Puan vermedi
Şu sıralar herkes bileniyor birbirine. Kızgınlık, öfke, ötekileştirme almış başını gidiyor. Tuğba Doğan aynı romanda "İnsan eninden sonunda düşmanına, insan eninde sonunda düşmanı bellediği her kimse ona benziyor." der. Onlar bizim öğretmenimiz değil. İhtiyacımız olan tek şey -her şeye rağmen- sevgidir.
156 syf.
·7 günde·7/10
İlk kitabı olmasına rağmen başarılı bir iş çıkarmış Tuğba Doğan.Yazarın aynı zamanda çevirmen olması da buna etken zira ana karakterimiz Zeliha da bir çevirmen.
Akıcı bir kurgusu olmamakla birlikte altı çizilesi yerinde tespitleri var romanının.Engelli kardeşine bakmak zorunda kalan Zeliha’nın geçmişe dönüp kendiyle hesaplaşması,çocukluğunu,aile ilişkilerini anlatmış günümüzü anlattığı satırlarda da iş hayatını,fikir çatışmalarını yaşadığı sıkıntılardan bahsetmiş.
Okurken düşündüren kendinizi sorgulatan farklı bir roman.
128 syf.
·8/10
Oldukça akıcı bir anlatım, yerinde kelime seçimleri ve “hah ben de tam böyle hissediyorum” dedirtecek betimlemeler var. Kitap üç kısımdan oluşuyor; şimdiki zamanla başlıyor, alt katmanda büyük bir aşk var, son bölümde ise Salih’in çocukluğuna gidiyoruz. Üç bölüm birbirinden kopuk anlatılmış gibi, sanki üç ayrı hikaye birleştirilmiş, ve bazı detaylar fazla tekrarlanıyor. Yine de son zamanlarda yazılan romanlar içinde üslubu ve derinliği ile önemli bir yer tutmalı diye düşünüyorum.
156 syf.
·2 günde·6/10
Annesinin hamileliğinin uzamasıyla geç doğan Musa aileye engelli bir dördüncü çocuk olarak katılır. Aslında Musa'nın değil de yaşanılan süreçleri üçüncü çocuk Zeliha'nın hayatı üzerinden okuyoruz. Musa'nın yaşadığı zorlukların yanında böyle bir yaşamı diğer çocuktan ve gelecekte bir yetişkinden okumak güzeldi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tuğba Doğan
Unvan:
Yazar,Çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1981
Tuğba Doğan 1981’de doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yüksek Lisans programından “Kaybetmenin Anlatısı: Mai ve Siyah, Huzur ve Tutunamayanlar” başlıklı teziyle mezun oldu. Çeviri ve denemeleri Cogito, Toplumbilim, Notos, Yeniyazı gibi dergilerde ve çeşitli derleme kitaplarda yayımlandı. Çevirmenlik ve senaryo yazarlığı yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 112 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 108 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.