Şu ellerin taşı hiç bana değmez,
İlle dostun bir tek gülü yaralar beni.

Üçüncü Şahsın Şiiri
"Sen..
Korkunun aynalarda kalmış sureti adam
Pusulasız vurgun yemiş yüreğin esir imkânsızlığında
Harabe duvarlarında örümcek ağları örülmüş gölgenin
Hangi saat başında ya da kaçında gecenin bilmem
Bir şair devrim yapmış yalnızlığına sen susarken
Ve ölümcül sözlerinle canını alırken şiirlerin
Bir veda sahnesinde daha kalmış eskiyen dünlerin

Sen..
Demir perde ardında kalmış güneşlerin yabancısı
Mühür vurduğun kalbinin uğultusu bir inilti keşkelerden
Ankara soğuğunda üşüyen ellerin olmadı hiç söylemesen de
Taçsız kral zannettiğin kibrindi seni sana mahkum eden
Mezardan fırlamış bedenlerde ararken aşkın çığlıklarını
Kör olmuş yüreğinden esip geçmiş bir yağmuru
Pervasız şehirlerin yorgunluğunda iklimler
Yolcusu olmayan bir trende bekleyip durmuş seni
İdam sehpasına sürgün ettiğin hüzünlü şairler.."

emre er, bir alıntı ekledi.
18 saat önce

Önceleyin
Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
...
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben masanın üstüne kodum kuralları
Her şey işte böyle oldu önce

Üstü Kalsın, Cemal Süreya (Sayfa 14 - YKY)Üstü Kalsın, Cemal Süreya (Sayfa 14 - YKY)
Zeynep Saçar, bir alıntı ekledi.
Dün 00:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Uzun Yağmurlardan Sonra
Bir yer yanar sızlar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürse beni unutma

Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın (Sayfa 23)Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın (Sayfa 23)

Betül Tarıman
beni duy,anla, neden bu diş ağrısı bu sonsuz öfke...
kimseler bilsin istemiyorum
gizlediğim mevsimi
kanayan sesimi uçurumda
gözlerimde uçsuz bucaksız ırmaklar yıkanıyor
bu,son fırtına mı bilmiyorum
hangi dağ başı geçit yok
ellerim seni arıyor
ellerin bitimsiz
ayrılığın vedası mı onlar? direniyorum
yaklaştıkça ırmağına kendime çıkıyor gittiğim yollar

gitme. Bana bir şey söyle
kimsenin bilmediği bir söz,bir giz

gitme
gitmek biraz da kendini tüketmektir
yenilmektir,boşluğu görmeden korkuya

KİBRİT
"Elem dolu gözler üzerimde,
Müjganımda gözlerimi ağırlaştıran muhakemeler.
Dışarıda sahte bir yaşam vardı,
Pencerelerde yargıçlar.
Cihân birilerinin ellerinde bir kuklaydı;
İnsanlarsa soytarısı.
Lâkin o ellerin de ötesinde bir el,
O pencerenin de ötesinde bir yargıç,
Yarattığı sanatın intibasındaydı.
İşte; demir parmaklıkların ardında soytarılar
İşte; prangalarımla zihnimi doladığım kafesimde,
Kör gözleriyle seyreden bilincim.
Vicdan parmaklıklarımın ardında,
O ulvi eller ve avucunda çürümüş kefenim.
Oysa o ellerde ne güzeldim ben,
O ilk yarattığında sanatını.
Oysa sanatın ta kensiydi ruhum,
Şimdiyse arayışındayım yitik bir sanatın.

Kafesimde estikçe bu soğuk rüzgâr,
Gördükçe gökyzündeki afitabı
Vicdan parmaklıklarım sırtlana dönüşecek
Ve kemirecek;
O ulvi ellerdeki leşimi yiyecek.
Seremeyecekler kirpiklerime o soytarılar,
Yargıyamadıkları suçlarını.
Kapanmayacak gözlerim
Avuçlarımdaki bir kibrit bile,
Yetecek o kuklaları görmeme.
İşte; penceremde şuursuz yargıçlar konuşmakta,
Zihnimdeyse kibritlerim alev almakta."

filhakika, bir alıntı ekledi.
 19 May 01:57

Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

Göğe Bakma Durağı, Turgut UyarGöğe Bakma Durağı, Turgut Uyar

Selim Temiz - Mes'ut Bir Tesadüfe Altıncı ve Son Mektup
https://youtu.be/B540bvIbex4

ve nihayet ikimiz
kaçtığımız aşkların toplamıyız

sokakta yaralı bir it koşturuyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun.
ve birkaç milyon yıldır tutmadın ellerimi.
benimle çıkmıyorsun bu yolculuğa.
ve ben sırf bu yüzden yenilebilirim.

bu resimden çıkıp gidiyorum.
seni isteyen yanım ölümsüz yanımdır.
bulutsuz da yağan nedir?
şimdi öğreniyorum ki, gözyaşı!
bu resimden çıkıp gidiyorum.
seni isteyen yanım aşk yanımdır.

babam romantik bir aşiret savaşçısıydı.
çapraz fişeklik duyardım yüzümde ona sarıldığım zaman.
sonrası jandarmalardı. ağıt kadınlardı. mezarlardı.
o gün bugündür sayrıyım.
çünkü insan öldüğü yaşta kalır.

babam elin eskilerini giyerdi.
ben bu yüzden ezik olurum bayram sabahlarında. yani bir sömürgede doğan kırılgan olur. çünkü insan öldüğü yaşta..

sokaktan askeri konvoylar geçiyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun.
ve birkaç milyon yıldır tutmadım ellerini.
ve ben sırf bu yüzden yenilebilirim.

yaşadığım yitirdiklerim oluyor hep.
oysa tuttuğum elleri bırakmıyorum.
sonra korkuyorlar hasletimden.
ne denli sevgiye değer olduğumu söylüyorlar. gidiyorlar sonra.
ve biçimlendiremediklerimiz biçim oluyor bize.
ve sen haftanın deniz ertesi günleri geliyorsun.
bir çizgi diyorsun. bir çizgideyim. sağım nere solum nere bilmiyorum..
seni şiir duraklarına bırakıyorum o zaman.
güleç kalıyorsun.
dudakların kırışıyor kenarlarından.
ellerin, minnacık ellerin morarıyor. küçük küçük adımlarla gidiyorsun -sanki- içimden.
bir şiir durağından biniyorsun. zaten yorgunsun.
ben sancıyla kıvranıyorum geceleri sayrı bir yatakta. terli terli seni içiyorum.
çünkü yüzüme bakınca seni görüyorum.
çünkü yorgunsun.
parçalı bulutlu şiirler okuyorum sana.
şiir gibi bir çiselti başlıyor sonra. kanayan bir yara; yalnızlık.
çıkıp kanıyorum.
çıkıp sokakta..


sokaktaki bütün kedileri eziyorlar
iki buluşmadır koluma girmiyorsun.
ve birkaç milyon yıldır tutmadın ellerimi.
ve ben sırf bu yüzden ezilebilirim.


biz emeklerken sevmeyi öğrenmede, kolumuzdakiler
düşüyor.
ki ölenler zafere en çok yakışanlardır!
ki ölenler zafere en çok yaklaşanlardır!
oturup tuhaf ağıtlar yakıyoruz onlara.
ve söz veriyoruz yarını kurtaracağımıza.
ama yarına ertelemekle bugünü yitiriyoruz zaten.
ve zaten yenik sayılırız yaşamakla!


en gizli yerimize çağırıyoruz acıyı.
ve hep yenik düşüyoruz, çağırmakla!

sulara benziyorsun bu yüzden.
sular ki dinginliğe gelir ancak.
ısınırsa uçar, soğursa kaskatı kesilir teninden.
sulara benziyorsun kapılmaya gelmez.
sulara.. bildik sulara..


sokaktan telsiz sesleri geliyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun
ve birkaç milyon yıldır tutmadım ellerini
ve ben sırf bu yüzden kaybedilebilirim.


ihmal edilmeyen telefonlar bekliyorsun, dakik ve
ilgi dolu.
anne oluyorsun bütün âşıklarına.
ve çocukların oluyorlar bilmeden.
ve bu resimde kalmayı bu kadar çok isterken, çekip.. çıkıp gitmeli diyorum.

insanlar çoğalıyor etrafımda.
sen yoksun. ıssızlığımdan anlıyorum.
çook uzakta oluyorum onlar konuşurken.
derken gece başlıyor.
çayları ödüyorlar ve bir parçamı alıyorlar karşılığında.


ve sen haftanın deniz ertesi günleri geliyorsun.
her aşk, yaşayamadıklarımızın özetidir diyorum. gülüyorsun.

seni daha önce öpmüş olmalıyım.
yoksa nasıl bulurum yüzünde gülen ağzının yerini.

sokakta ölümsüz yanından yaralıyorlar birini.
ki buluşmadır koluma girmiyorsun.
ve birkaç milyon yıldır tutmadın ellerimi...