“Vahyi bilgi, hayatın değişik faaliyet alanlarında karşılaşacağımız durumlarla alakalı olarak ilgili ayetleri hatırlayabilecek ve yolumuzu aydınlatabilecek bir düzeyde olmalıdır. Çünkü akılda tutulmayan ve kalbe nakşedilmeyen ayetlerin bizim hayatımıza yansıması ve ışık tutması mümkün değildir.”
“Bugün toplumumuza baktığımızda Kur'an'ı anlama konusundaki çabalarımızın oldukça yetersiz olduğu görülecektir. Bir ömür geçiyor, neredeyse Kur'an'ı elimize almıyoruz. Halkımızın büyük çoğunluğu bu durumdadır. Yüzünden okumayı öğrenmeleri ve ölülerimizin ruhuna göndermek üzere birkaç sureyi ezberlemeleri ile Kur'an konusunda çocuklarımıza olan sorumluluğumuzu yerine getirdiğimizi zannediyoruz. Hâlbuki birkaç sureyi, manasını özümsemeden ezberlemekle, Kur'an'ın aydınlık dünyasına adım atmamızın mümkün olmadığı ortadadır.”
“Yine mümin olmayanla mümin arasındaki fark, zifiri karanlık ile aydınlık, ölü ile diri, âma ile gören, serinletici gölge ile yakıcı sıcak, sağır ile işiten arasındaki fark kadar büyüktür.”
“Mümin, kökleri yerde çakılı, dalları göklere uzanmış bir ağaç gibi iken, inkar eden, kökü topraktan sökülmüş, kararsız ve dayanıksız bir ağacın durumuna benzer.”