Her zaman bu biçim gülümsemezdi: Sıradan şeyler için harcamaya kıyamazmış gibi çok seyrek kullanırdı bu gülümseyişi. Bu, tam güneş gibi bir gülüştü. İşte şimdi, efendim benim üzerime bu güneşin ışıklarını serpmişti!..
“...söyle bana beni yakışıklı yapabilecek bir büyü, bir şerbet, muska falan yok mu?”
Gülerek, “O derece etkili büyü dünyada bulunamaz, efendim,” dedim. İçimden de, “Gereken tek büyü sana bakan gözlerin sevda dolu olmasıdır,” diyordum...
Bir insan, ruhunun dirliği için hiçbir zaman başka bir insanoğluna güvenmemelidir. Dünyada hata işleyip acı çekenler doğru yola dönmek için güç, acılarını giderebilmek için şifa arıyorlarsa gözlerini daha yükseklere çevirmelidir.
O anda bir iyilik perisi gelse de kulağıma doğru, işe yarar bir söz fısıldasa! Ne gezer! Yalnızca sarmaşıkların arasındaki rüzgar fısıldıyordu. Ağaç tepelerinde de kuşlar ötüşüyordu, ama bu ötüşler, ne kadar tatlı olursa olsun bana hiçbir şey söylemiyordu