"Karanlığa adım atmaktan, hayata kafa tutmaktan, fırtınalı ruhlardan, cesurlardan, ataklardan... Hep korktum." Sesinde çocuksu, ama acıtıcı bir tını vardı. "Yanmaktan çok korktum. Sonunda yanacağımı hissettiğim hiçbir aşkı göze alamadım. Bu yüzden kuru kuruya yanıyorum şimdi."
Asansöre doğru yürürken, ille bir tutsaklık olacaksa hayatta, büyük şehir tutsaklığının küçük şehrinkine tercih ettiğini düşündü. Herkes kendi yolundaydı, iyi, kötü, yardımsız. Bu, seçilmemiş bir yolda yardımla yürümekten daha iyiydi. Büyük şehirlerdeki apartmanlarda zil çalındığında ilgili ilgisiz herkes pencerelerden sarkarak geleni incelemiyordu. Büyük şehirlerin merakları bile usturuplu, kapı merceğinden bakmakla yetinecek kadar ölçülüydü.