Spoiler içerir.
Atatürk'ün başucu kitabı olması beni çok etkiledi. Okudukça anladım ki gerçekten başucu olacak, zaman zaman açıp okunacak ve her seferinde hüzünle ama başka bir tatla kalbimi saracak bir kitapsın sen Çalıkuşu.
Seninle hüzünlendim, seninle yaşadığın tüm maceraları yaşadım sanki Çalıkuşu. Herkesin gözbebeği olan bir genç kadının dik duruşunu, ardındaki hüznü, kalp acısını hissettim. Hayatındaki herkesin seni bir bir bırakması nasıl bir kaderdi, nasıl bir üzüntüydü? Adeta kalp bırakmadın daha fazla kırılacak. Genç yaşında nasıl üstesinden geldin her şeyin? Küçük Munise'nin hayata gözlerini kaparken dahi elyotrop kokusuyla kokması nasıl hafızalardan silinsin? Gülbeşeker'in dillere düşmesi, bunun için hiçbir çabası yokken bile herkesi etkilemesi nasıl unutulsun? Hangi diyarlar unutturur seni Çalıkuşu? Senin de dediğin gibi ne içindi her şey? Hayatında her şeyin elinden kayıp gitmesiyle birlikte ölmek istediğin zaman bile yaşamak için nedenlerin vardı. O kadar güzeldin ki seni bunca yıl sonra okumuş olmak çok üzücü. Duyguları kalbe bıçak saplar gibi anlatışıyla hiçbir zaman hafızamdan silinmeyecek bir başyapıt!