Başını biraz daha eğdi, gözlerini kıstı ve "Turuncu," diye kısık bir sesle soludu." İmkansıza inandığın kadar tesadüflere ve mucizelere de inan, seni soru işaretlerinden kurtarır."
Gri gölgeler, acısını çıkarmak istermiş gibi, simsiyah bir şekilde geri geleceklerdi ve o zaman, yumrunun bıraktığı tablodaki gülümseyiş, canlı olduğunda bile sönecekti. Uğultuları, peşimi bırakmayacaktı, yıldızlar da rahat demeyeceklerdi ve benim kendi hayatımda oluşturduğum gökyüzümü gökyüzümü siyaha boyayacaklardı.
Kana bulayan ise, o sesler, fısıldayışlar, çığlıklar olacaktı.
Gözleri, yakından görmek istemeyeceğim kadar güzeldi ve bakışları güven açılıyordu. Boş bakıyordu, düz bakıyordu, karanlık bakıyordu fakat sanki irislerine yayılan aydınlık çenesindeki izde gizliydi, bunu hissediyordum.