-Aysel gitti.
+Onun için mi üzgünsün ?
-Yoo.
+Döner herhalde. Üzülme ne olursun.
-Dönse de fark etmez.
+Neden?
-Artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz ki. Bir kere gitti mi gitti. Yüzüne baktığında hep bunu hatırlarsın.
Bende de oluyor bazen, çok doğru bir sözü kaba kelimelerle ifade ediyoruz. Yanlış değil, kaba. Gitmiyor. Bazı lokmalar yutulmaz ya, öyle. Söz de dimağın lokması neticede. Latif ve hafif kelimelerle bezenmeli.
nermin yıldırım ev kitabında diyor ki çağırmak ille de gel demek değildir. sen üzgün göründüğünde ben zaten kendimi çağırılmış sayıyorum. değer verdiğin insan üzgün görünürken çağırılmayı beklemeden koşmak. benim sevgi dilim budur.
Mazhar Osman defalarca tedavi ettiği Neyzen Tevfik’i koltuğunun altında bir büyük şişe rakıyla yakalar.
- Bu ne Neyzen?
+ Rakı doktor.
- Çabuk dök onu.
+ Dökemem, yarısı İbrahim Çallı'nın.
- O zaman yarısını dök.
+ Olmaz, üstteki onun.