Emel

Puan vermedi·662 syf.··
2025 7. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 21:46
Ben Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabını uzun bir süre boyunca notlar alarak okudum ve itiraf etmeliyim ki her sayfası beni hem düşündürdü hem de şaşırttı. Jared Diamond’un yaklaşımı öylesine özgün ki, insanlık tarihini sadece kronolojik bir sıralama olarak değil, neden bazı toplumların diğerlerinden daha hızlı geliştiğini gösteren bir analiz olarak sunuyor. Kitap, bir soruyla başlıyor ve o sorunun peşinden sürükleyici bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Her bölümde yeni bir bilgiyle karşılaşmak heyecan verici: coğrafyanın uygarlıkları nasıl şekillendirdiğini, hastalıkların toplumları nasıl etkilediğini ve teknolojik gelişmelerin gücü nasıl belirlediğini öğreniyorsunuz. Tüfek, mikrop ve çelik gibi kavramlar, yalnızca sembol değil, tarihin akışını değiştiren gerçek etmenler olarak karşımıza çıkıyor. Okurken sürekli notlar aldım, bazen pasajların altını çizdim; bazı cümleler o kadar etkileyiciydi ki tekrar tekrar okudum. Kitaba bağlı olarak hazırlanmış belgeseli de izledim ve şunu söylemeliyim: belgesel, kitabın teorik bilgilerini görselleştirerek anlamamı çok kolaylaştırdı. Hatta kitabı okuyup belgeseli izlemek, bilgiyi pekiştirmek için mükemmel bir ikili oldu. Kendi adıma, bu kitap sadece tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda insan toplumlarını ve kendi çevremizi anlamak için bir rehber oldu. Kitabın pasajları öylesine etkileyici ki, bazen ders niteliğinde hissettiriyor. Kesinlikle tavsiye ederim ve herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
1000k
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Tübitak Yayınları · 20169,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·1025 syf.··
2025 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 11:10
Karamazov Kardeşler, Dostoyevski’nin insan ruhunun en derin kuyularına indiği romanı. Ailenin başı Fyodor Pavloviç sefahate batmış, bencil bir baba; etrafındaki herkesin hayatını, kendi çıkarı uğruna karmakarışık hale getirir. Oğulları ise aynı kanı taşımalarına rağmen birbirinden bambaşka yönlere savrulmuştur: birinde tutku, diğerinde akıl, ötekinde iman, bir diğerinde ise bastırılmış kin vardır. Baba ile en büyük oğul Dmitri’nin aynı kadına âşık olması, yıllardır biriken öfkenin patlama noktası olur. Bir gece, baba Fyodor öldürülür. Tüm deliller Dmitri’yi işaret eder, fakat işin aslı başkadır: sessiz, hor görülmüş, bastırılmış nefretini saklayan Smerdyakov, cinayeti işler. İvan, inançsız fikirleriyle ona cesaret verdiğini fark ettiğinde vicdan azabına sürüklenir; Mitya ise işlemediği suç yüzünden hapse atılır. Alyoşa ise bu dağılmış ailenin içinde hâlâ iyiliğe tutunmaya çalışan tek ışık olur. Roman boyunca Dostoyevski, “İyilik mi yoksa kötülük mü baskın çıkar?” sorusunu her sahnede yeniden sordurur. İnsan hem sevgi dolu hem zalim olabilir; hem bağışlayıcı hem intikamcı. Kardeşlerin hikâyesi, sadece bir cinayet davası değil, inancın, adaletin ve vicdanın sınırlarını zorlayan bir ruh muhasebesidir. Kitap elimde ağır bir tuğla gibi durdu; sadece sayfa sayısı değil, taşıdığı anlamlar da kolumu ağrıttı. Her satırda sanki kalbimin en karanlık köşelerine bakmak zorunda kaldım. “Herkes herkese karşı suçludur, ben en çok” cümlesinde, kendi hayatımın sessiz pişmanlıklarını gördüm. Dostoyevski, bu romanla bana hem yük verdi hem de yükün içinde saklı ışığı gösterdi.
1000k
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2024 19. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2024 19:30
Hayatımda okuyup beğenmediğim nadir kitaplardan oldu birçok yazım hatası var ve bence çeviri anlamında da sıkıntıydı bir an önce bitsin istedim Daha iyi bir çeviri bulabilirsem belki tekrar şans verebilirim.
1000k
Don HikayeleriMihail Şolohov · Kenta Yayınları · 2012447 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2024 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 12:33
Çok tatlı bir çift hazırlamış bu kitabı öğretmen değiliz,yazar değiliz, çevirmen bile değiliz demişler önsözde. Banu Ertuğrul ve Onur Ertuğrul Lügat 365 ismiyle böyle bir proje çıkarmışlar.Twitterda, Instagramda ve Facebook üzerinden her gün bir kelimenin anlamını, kökeni ve kullanımlarıyla paylaşmaya başlamışlar.Ne olursa olsun tüm bahanelerden muaf olmak suretiyle bir sene boyunca her gün bir kelime paylaşmaya ve sene sonunda 365 kelimeye ulaşınca biriktirmeye söz vermişler ve öyle yapmışlar. 2015 yılında yaşanan pek çok üzücü olay hepimizi olduğu gibi onları da çok etkilemiş.Yasananlar karşısında adeta bir acı günlüğe dönüşmüş, Türkçede acıya ve acıyı tariflemeye dair ne çok kelime olduğunu dile getirmişler. Velhasıl kelimeler onlar ve bizim için bazen feryad bazen sitem bazen isyan olmuş. Her kelime bir umut nefes olmuş nefes alıp vermişiz. Ha bir de önsözde böyle güzel bir cümleye denk geldim.Kelimelerin önemli olduğunu onların yerini başka bir şeyle doldurmayacağımız ve büyüsü kaybetmemek ümidiyle Bir emoji kâfi geliyor aşkı anlatmaya ve başka bir emoji yetiyor bir aşkın bitip başka bir aşkın başladığını haber vermeye.
1000k
Lugat 365Kolektif · Can Yayınları · 2023297 okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2024 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 10:02
Grev sözcüğünün nereden geldiği araştırdım ve kitapla daha da anlam kazandı.Size yaptığım araştırmadan bahsedip kitap yorumuma geçeceğim.Victor Hugo, yaşamında şahit olduğu idam sahnesini, insani açıdan ele alıp Bir İdam Mahkumunun son gününü yazmıştır.Fransaya gidersem muhakak ziyaret edeceğim.Paris’te, ‘’GREVE Meydanı’ndan’’ geçerken idam sayesinde orada bulunanların duygu yoğunluğuna şahit oluyor Grev sözcüğünün kökeni, yıllar önce Paris’te belediye sarayının (Place de I’Hotel de Ville) önündeki (Place de Grève) ‘GREVE Meydanı’dır.GREVE Meydanı önünde işsizler, iş bulmak için toplanırlardı. 1800’li yıllardan beri “Amele Pazan” olarak kullanılıyordu. İş aramak amacıyla GREVE Meydanı’na gidenler için ‘’greve gittiler’’ sözü kullanılırdı. Evet… Oo çağda, ‘grev yapmak’, meydana gitmek ve iş aramak anlamındaydı.GREVE Meydanı’nın bir başka özelliği de ‘giyotin’ ile gerçekleştirilen idam cezalarının bu meydanda uygulanmasıydı. Bir idam mahkumunun psikolojik anlarına, çeşitli muhakemelerine,duygu durumunuzdaki değişimlere şahit olmak istemiyorsanız bu kitaba başlamanızı pek tavsiye etmem. 6 haftalık bir süreci anlatıyor ölüm saati yaklaşırken bütün dikkatlerin hayat muhakemesine dönüştüğü,her şeyin anlamını birden kaybettiği geride sadece anlamlı ve değerli olan şeylerin hazırlandığı idamın başkalarını için bir eğlenceye dönüştüğü hücreye onunla beraber giriyoruz ve kitap başlıyor onunla iki kişilik bir hücredeyiz gibi onunla korkmaya,onunla endişelenmeye, onunla muhakeme yapmaya başlıyoruz psikolojik olarak birçok duyguyu kuşatan bir kitap. Ölümüne yani idamına az bir süre kala kızıyla olan diyaloğuna dakikalarca ağladım bazı pasajlarını sindire sindire, yavaş yavaş okudum kalbim ağırdı okurken zorlandım o kadar naif bir şekilde ifade etmişki duygular çok kırılgan canım
Alıntı
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Karmen Klasikleri · 2015152,7bin okunma