Kız kulesi açıklarından hafif bir eğimle sürüklenerek yavaş yavaş ilerleyen Loyd’un Süveyş hattını işleyen ağır gemilerinden biri Ahmet Cemil’i kalbindeki ölü ümitlerinin mezarıyla emellerinin türbesinin bulunduğu yere sürüklüyordu .
“İnsanlar ne kadar büyürlerse büyüsünler , ne kadar ihtiyarlarsa ihtiyarlasınlar , yine de bazı dakikalar vardır ki annelerine sokularak çocuk olmak isterler.”
Aman ya Rabbi ! Sevmek bu muydu ? İnsanı sanki bir mengenenin içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayaklarının altına hurdahaş , can çekişir hâlde atmak isteyen bu öldürücü şey , sevmek bu muydu ?