Büşra yıldırım, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir."

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 110 - Yapı Kredi Yayınları 21.Baskı)Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 110 - Yapı Kredi Yayınları 21.Baskı)
Uskut, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu

Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi, kim bilir, neydi?

Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 72 - İNKILÂB KİTABEVİ)Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 72 - İNKILÂB KİTABEVİ)
Elif Arslan, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Sevmek bizi onaran acısından bile haz aldığımız belki de tek incinme bütün hüznü iyimserliği ve ikircime karşı sesimizin en duru aktığı yataktır.

İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş (Sayfa 73 - Kırmızı Kedi)İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş (Sayfa 73 - Kırmızı Kedi)
Elif Arslan, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Sevmek yaşamın bizi sürüklediği uçurumun kıyısında tutunduğumuz o incecik gelincik sapı ölümle dirim arasındaki baş dönmesidir.

İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş (Sayfa 73 - Kırmızı Kedi)İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş (Sayfa 73 - Kırmızı Kedi)
Elif Arslan, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

İnsanı yalnızlığın hazinelerine götüren bir arınmadır sevmek.Yalanın kirlettiği bir yüreği yağmur sularıyla yıkamak sonra da içtenliğin rüzgarlarıyla durulayıp iğde kokularına sarmaktır.

İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş (Sayfa 73 - Kırmızı Kedi)İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş (Sayfa 73 - Kırmızı Kedi)

Mutsuzluk, sanıyorum ki şu dünyada çok azımıza hiç uğramamıştır. Herkeste yarattığı etki farklıdır ki kimilerimizi içine döndürür, kimilerimizi başkalarına kırdırır, kimilerimizi de için için ağlatır. Bugün, akşam vakti, bir alıntıya denk geldim. Ortaokula başlayan kızına öğüt veren bir anne bir diş macununu tabağın içine boşaltıyor ve, ‘’Kelîmeler…’’ diyor. ‘’ Kelîmelerini başkalarının canını yakmak, küçük düşürmek, iftira etmek ve yaralamak için kullanma fırsatın olacak. Aynı zamanda kelîmelerini başkalarını iyileştirmek, yüreklendirmek, ilham vermek ve sevmek için de kullanma şansın olacak. Bazen yanlış seçim yapacaksın. ... Kelîmelerini özenle kullan Breonna. Diğerleri kelîmelerini yanlış kullandıklarında sen sözlerini koru. Her sabah, ağzından hayat veren kelîmelerin çıkacağı sözü ver kendine. ... Nezaketi ve şefkatiyle bilinen biri ol. Hayatını, buna aşırı ihtiyaç duyan bir dünyaya hayat vermek için kullan. İyiliği seçtiğin için asla ama asla pişmanlık duymayacaksın.’’ Okuyunca bunları, bir miktar düşünme fırsatım oldu. Tüm kitapların, filmlerin yalan söylediğini düşünmeye başladım son zamanlarda. İnsanların nasıl kötüleştiğini kendinizde bilfiil görüp tecrübe ettikçe, katlanılmaz bir hâl alıyor durum dostlarım. İnanın… Bunu, içimdeki sancıyı gözümden yaş diye akıtan şu ifadeler ile açıklıyor Wilhelm Schmid, Mutsuz Olmak adlı kitabında: ‘’Bu dünyanın budalalarla dolu ve sırf kendi ‘ben’inin bundan istisna olduğunu açıkça görmek de insanı depresif yapar. Adaletsiz bir muameleye tabi tutulduğunu hisseden; hayal kırıklığı, horlama, aşağılama ve şiddet deneyimi yaşayan insanlar, ezgin olurlar. Bunların hiçbirinin kabullenilmesi gerekmez ama etkilerini ebediyen bertaraf etmek de mümkün değildir. Kendilerinden hoşlanılmadığında, sevilmediklerinde, (aşkta) sevdikleri ötekinden mahrum kaldıklarında veya onun tarafından terk edildiklerinde, mutsuzluğun en derinlerine düşebilirler insanlar…’’
Uzun zamandır bu cümleler üzerine kafa yoruyorum; yorulduğumla kalıyorum. Güzelliğin, zarafetin, ehemmiyet göstermenin, ince düşünüp ince eylemenin her daim güzellik getirmediğini kimse öğretmiyor bize. Dahası, öğretmek bir yana, buna dair bir öğüt de vermiyor. Bunu zamanla siz, kendiniz öğreniyorsunuz. İşte dedim ya, çok güzel diyor Nesimi; şiirce:
‘’Şifâ istemem balından
Bırak beni bu halımdan
Razıyım açan gülünden Yeter dikenin batmasın
Gece gündüz o hizmetin Şefaatin kerametin Senin olsun
hoş sohbetin Yeter huzurum gitmesin..
Nesimi'yim vay başıma
Kanlar karıştı yaşıma
Yağın gerekmez aşıma
Yeter zehirin katmasın’’
Ah anam vay anam, şuncacık tadım var idi şu dünya denen zındanda,
onunla da bir gelin olamadım anam.
Ah anam, ah babam… Ah ki siz… İyi ki varsınız.

Beyza Akyol, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

SİZ AŞKTAN N'ANLARSINIZ BAYIM?
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.

Ah'lar Ağacı, Didem Madak (Sayfa 38 - Metis Yayınları)Ah'lar Ağacı, Didem Madak (Sayfa 38 - Metis Yayınları)

"Bu dünyada kendimizi mahvetmek, kalplerimizi kırmak, yanlış insanları sevmek ve ölmek için bulunuyoruz."

Charles Bukowski
Bir insanı sevmek mümkün mü sence? İyi tanımadığınız biri ise belki. Ben insanları pencereden seyretmeyi severim.