"Bir yürek ki yanmaz, yürek denir mi ona? Sevmek haram, yüreğinde ateş olmayana."
Sayfa 136·Kitabı okuyor
"Bence birini sevmek için neden bulunur her zaman ama bazen nefret öylece ortaya çıkıverir. Başıboş dolaşan bir kötülük gibi."
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ONLARI SEVMEK EN KUDSİ BİR VAZİFEDİR Allah'ın bütün âlemlere rahmet diye gönderdiği resûlü, alınlarında bir ışık hâlinde kendilerine kadar nebi nebi gelen ve kendilerinde temelleşen nûru, kendilerinden sonra da nesil nesil kıvılcımlandırmak ve kararan insanlığa saçmakta vazifeli torunlarını bu ümmete emanet etmiştir. O saadet incileri, ruh arıtıcı bulvarlar gibi mü'min gönülleri hakikat elmaslarıyla doldurmuşlardır. Kâinatın Tacı buyuruyorlar: "Kim Hasan Hüseyin'i severse beni sevmiş olur. Kim onların düşmanıysa benim düşmanımdır!.." "Beni ve benimle beraber Hasan ve Hüseyin'i, babaları Ali ve anneleri Fâtıma'yı sevenler, kıyamet günü yakınlarımdır..." Evet, her Müslümanın, her gerçek insanın ciğerine taşıması ve mezarında ciğeri çürüyünce ruhuna teslim edip tâ arşa yükseltmesi gereken bu sevgiyi kaybedenler cihanın en bedbaht insanlardır... Şunu kat'iyetle söyleyebiliriz ki: Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve yine hiçbir şey insan kadar, alçalamaz... Bu nâçiz eserimle muhterem mü'min kardeşlerime Allah Resûlü'nün muazzez torunlarını tanıtmaya çalıştım... Onları can-ı gönülden sevmek iman icabıdır... Karanlık dünya ufukları bu sevgiyle aydınlanacak; insanlığın hasretle beklediği yeni saadet sabahları bu sevgiyle doğacak... Kalpler bu sevgiyle...
Seni sevmek, Felsefedir, kusursuz. İmândır, korkunç sabırlı. İpin, kurşunun rağmına, Yürür, pervasız ve güzel. Sıradağları devirir, Akan suları çevirir, Alır yetimin hakkını, Buyurur, kitabınca...
Sayfa 55 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Şiir
Seni sevmekten vazgeçtiğimden değildi gidişim gittim çünkü kaldıkça azalıyordu kendime olan sevgim
“Evimiz başımıza çöktü, Anjin-san. Oğlum da ben de yaralanmadık, kazarak dışarı çıktık. Sarsıntılar bir haftadan fazla devam etti, bazıları kötüydü, bazıları daha da fenaydı. Taiko’nun Fujimi’deki yepyeni ve büyük kalesi yıkıldı. O depremde ve ardından gelen yangınlarda yüz binlerce insan öldü. En büyük tehlike, depremden sonra her seferinde çıkan yangınlar, Anjin-san. Kasabalarımız, şehirlerimiz, köylerimiz kolaylıkla yerle bir olabiliyor. Bazen de denizin çok açıklarında şiddetli bir deprem oluyor, efsaneye göre Dev Dalgaların doğmasının sebebi de bu depremler. Dalgalar üç metre, altı metre yüksekliğinde olur. Önceden bilmenin yolu yoktur, belli bir mevsimi de yoktur. Dev Dalga denizden kıyılarımıza geliverir ve ta içerilere sokulur. Şehirleri ortadan kaldırabilir. Epey bir sene önce böyle bir dalgayla Yedo’nun yarısı yıkılmıştı.” “Hep olan bir şey mi bu? Her sene?” “Ah, evet. Bu Tanrılar Diyarı’nda her sene yer sarsıntıları olur. Yangınlar, sel, Dev Dalgalar, canavar fırtınalar, yani tayfunlar. Doğa bize hiç insaf etmez.” Gözlerinin köşelerinde yaşlar birikti. “Belki yaşamı bu kadar çok sevmemizin sebebi budur, Anjin-san. Görüyorsunuz işte, sevmek zorundayız. Ölüm havamızın, denizimizin, toprağımızın parçası. Şunu bilmelisiniz ki, Anjin-san, bu Gözyaşları Diyarı’nda bize miras kalan şey ölümdür.”