...ve sen gittin. Çıkmaz ve karanlık sokaklarda terk edilmiş bir evin önünde durdu kadın, sokak lambasının yanıp sönen ışığında karşıdan geçen insanlara baktı. Gece şehri sarmışken koşuşturma içerisindeki kalabalık, yerini bardan çıkan ve kahkahalarıyla sokağın sönük ışığını bastıran insanlara bırakmıştı. Kadın olanları izliyordu sadece, aklındaki cümleleri, az önce duyduğu cümleleri oturtmaya çalışıyordu. Fakat o boş evin verandası gibi kalakalmıştı bir başına. Nereye gidecekti ki artık? Evine gitse her yerde onun hatıraları vardı ve sehpada duran kahve bardakların da bile hala onun sıcaklığı vardı. Lambanın yanıp sönen ışığı rahatsız etmişti, yürümeye başladı. Sokaklara yabancıydı sanki, ilk defa geçiyorcasına anlamsız ve boştu her sokak. Daha dün öpmüştü oysa şurdaki bankta. Ve ilk kez burada tutmuştu ellerinden. Söz vermişti, bırakmayacaktı ve sonsuza dek tutacaktı o güçsüz, narin ve savunmasız yüreğinden. (devam edecektir)