Emin

Emin
@eminbosca
Libero
Hemşire
İskenderun
Hatay, 11 Ocak 2000
17 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
En bitmek bilmeyen iş, daha başlamadığın iştir.
Sayfa 350·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Shire'da akşam olunca kurşun rengini ayak sesleri duyulurdu Tepe'de; tan vaktinden önce giderdi tek söz etmeden, uzun bir seyahate. Yabaneller'den ta Batıkıyıları'na kuzeydeki ıssızlardan, güneydeki tepelere gizli kapıdan, ejderha ininden, geçti karanlık ormanlardan keyfince. Cüce, hobbit, elf ve insanla ölümlü ve ölümsüz ahaliyle daldaki kuşla, indeki hayvanla konuştu kendi gizli lisanlarında. Ölümcül bir kılıç ve şifalı bir elle, bükülüyordu beli yükün altında, çınlayan sesi ve yanan işaretiyle, yorgun bir hacıydı kendi yolunda. Tahtına kurulmuş bir irfan sahibi kızmakta çabuk, daha da kolay gülmesi yaşlı bir adam şapkası hırpani yaşlanmış duruyor, asası dikenli. Köprüde durdu bir başına ne ateşe pabuç bıraktı ne de gölgeye; asası kırıldı taşa vurunca irfanı öldü gitti Khazad-dûm'da.
Sayfa 349·Kitabı okudu
Alıntı
Bir zamanlar bir elf kızı vardı, Bir yıldızdı sanki gündüz parlayan: Ak mintanı altınla bastırılmıştı, Pabuçları ise gümüş beyazından. Alnına bir yıldız iliştirilmişti Bir ışık yanardı saçlarında Tıpkı parıldayan güneş gibi, Latif Lórien'in altın dallarında. Saçı uzundu, bembeyazdı teni, Güzeller güzeliydi, hürdü; Rüzgârda bir ıhlamur yaprağı gibi Hafifçeçik yürürdü. Nimrodel çağlayanları yanındaki Berrak ve serin suyun eteğinde, Saçılan gümüş gibi akardı sesi Parlayan gölün içlerine. Nerelerdedir bilinmez şimdi, Gölgede mi dolanır, günışığında mı Çünkü Nimrodel kayıplara karıştı Dağlarda kayboldu gitti. Bir elf gemisi, dağın rüzgârdan koruduğu Boz limanda Onu günlerce bekledi durdu Uğultulu denizin kıyısında
Sayfa 330·Kitabı okudu
Şiir
Dünya gençti, yemyeşildi dağlar Lekelenmemişti Ay'ın yüzü daha Ne derelere isim konmuştu, ne taşlara Durin uyanıp tek başına dolaştığında. İsimsiz tepelerle vadilere isimler verdi; Henüz tadılmamış kuyulardan su içti; Eğilip baktığında Aynagöl'e Gördü başının gölgesi üzerinde Yıldızlardan yapılmış bir tacın belirdiğini Sanki gümüş bir ipe dizilmiş mücevherler gibi. Dünya saftı, dağlar yüce mi yüce; O eski günlerde, çok daha önce Devrilişinden Nargothrond'un yüce kralının Ve göçmesinden Gondolin'in Batı Denizleri'nin ötesine, Saftı Dünya Durin'in Günlerinde. Bir Kral'dı o , oymalı tahtında Sütunlarla dolu salonlarında Gümüş zemin, altın çatı Güç rünleriyle örtülüydü kapı. Güneş, yıldız ve ay ışığı Doldururdu billur lambaları, Ne bulut örter ne de gölgelerdi gece Pırıldardı sonsuza dek zarafetle. Orada döverdi çekiçler örsü, Hakkâk yazardı, yontardı keski;
Sayfa 308·Kitabı okudu
Alıntı
Yol karardığında yolunu ayırana dost denmez.
Sayfa 276·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam