Emin

Emin
@eminbosca
Libero
Hemşire
İskenderun
Hatay, 11 Ocak 2000
17 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Gelin de öğrenin Canlı Yaratıklar irfanını! Önce ilk dördünü sayın, yani hür halkları: Hepsinin en yaşlısı, Elf çocukları; Cüceler hep kazar, karanlıktır evleri; Topraktan doğma Entler, dağlar kadar ihtiyar; Atlara hükmedenler, ölümlü İnsanlar: Kunduz baraj yapar, koç hep sıçrar Ayı bal peşinde, yaban domuzu savaşçı Av köpeği doymak bilmez, tavşan korku içinde... Kartal yuvasında, sığır çayırda Karacanın boynuzu var, atmaca en hızlı En beyaz kuğu, en soğuk yılan...
Sayfa 444·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"Öyle işler vardır ki, sonu karanlık bile olsa, bu işlere başlamak, yapmayı reddetmekten daha iyidir."
Sayfa 422·Kitabı okudu
Edebiyat
Gondor! Gondor, Dağlar'la Deniz'in orta yerinde Eserdi Batı Yeli; dururdu ışık Gümüş Ağaç'ın üzerinde Ve parlak bir yağmur gibi dökülürdü eski Kralların bahçelerine Ey mağrur surlar! Ak Kuleler! Ey kanatlı taç! Altın taht bir de! Ey Gondor, Gondor! İnsanlar Gümüş Ağaç'ı görecek mi bir daha; Esecek mi Batı Yeli yeniden, Dağlar'la Deniz'in arasında?
Sayfa 405·Kitabı okudu
Alıntı
Bataklıktan, uzun otlar biten kırlardan, Rohan boyunca gelir, Yürür gelir Batı Yeli, gelir surlara erişir. "Ey gezgin yel, Batı'dan ne haberler getirdin bu gece bana? Selvi boylu Boromir'i gördün mü yıldız ya da ay ışığında?" "Yedi dereden, geniş boz bulanık sulardan geçerken gördüm onu; Gördüm boş topraklardan geçtiğini, derken kaybolduğunu Kuzey'in gölgelerine doğru. Sonra hiç görmedim onu bir daha Belki Kuzey Yeli duymuştur Denethor oğlunun borusunu ama." "Ey Boromir! Yüksek surlardan bakıyorum batıya, uzaklara, Ama kimsenin yaşamadığı boş topraklardan çıkıp gelmiyorsun bu yana." Eser gelir Güney Yeli Deniz'in ağzından, kum tepelerini, taşları aşar; Martı çığlıkları getirir yanında, kapımızda figan eder durur. "Ey dertli yel, Güney'den ne haberler getirdin bu akşam bana? Nerede dürüst Boromir? Geciktikçe keder basıyor insana." "Sorma bana nerede diye - o kadar çok kemik var ki Ak sahillerde ve kara sahillerde, fırtınalı göğün altındaki: O kadar çok kişi geçti ki Anduin'den, akan Deniz'i bulmaya. Kuzey Yeli'ne sor; onların haberini Kuzey Yeli getirir hep bana." "Ey Boromir! Kapıdan güneye uzanıyor yol, ta deniz kıyısına, Ama boz suların ağzından, ağlaşan martılarla çıkıp gelmiyorsun bu yana." Kralların Kapısı'ndan eser gelir Kuzey Yeli, aşar gürleyen şelaleleri; Kulenin etrafında çınlar berrak, soğuk borusunun sesi. "Ey kudretli yel, Kuzey'den ne haberler getirdin bu gün bana? Cesur Boromir'den haber var mı? Çok vakit geçti gittiğinden bu yana." "Amon Hen'in dibinde duydum narasını. Nice düşmanla döğüştü orada. Yarılmış kalkanıyla kırık kılıcını yoldaşları taşıdı suya. Dik başı ve güzel yüzüyle dinlenmeye uzattılar vücudunu; Ve Rauros, altın Rauros şelalesi bağrına bastı onu."
Sayfa 401·Kitabı okudu
Alıntı
Ah! altın gibi dökülüyor yapraklar rüzgârda, uzun yıllar ağaçların yaprakları gibi sayısız! Uzun yıllar Batı'nın ötesinde, yıldızların Varda'nın kutsal ve kraliçelere yakışır sesinin şarkısıyla titrediği mavi seması altındaki yüksek saraylarda içilmiş yudum yudum bal likörü gibi gelip geçti. Şimdi kadehi benim için kim dolduracak? Çünkü artık Tutuşturan, Varda, Yıldızların Kraliçesi, Hepak Dağı'ndan kollarını bulutlar gibi kaldırdı ve bütün yollar derin gölgelere battı,; kurşuni ülkeden çıkan karanlık, aramızdaki köpüren dalgalar üzerine uzanmış ve sis Calacirya'nın cevherlerini sonsuza kadar örtmüş. Artık yitti, yitti Doğulular için Valimar! Elveda! Belki sen Valimar'ı bulursun. Belki sen bile bulabilirsin onu. Elveda!
Sayfa 366·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam