Ocağa da, odaya da elveda
Rüzgâr da esse, yağmur da yağsa,
Gün doğmadan ayrılmamız gerek
Ormanlarla yüksek dağları aşıp uzaklara.
Elflerin yaşadığı Yarımavadi'ye
Sisli şelalelerin altına, ormandaki açıklıklara
Hızla süreceğiz atları kırlarda ve çöllerde
Sonrası ise bilmiyoruz yolumuz nereye.
Ardımızda korku, önümüzde düşmanlar
Göğün altında kurulacak yataklar!
Ta ki tüm zorluklar aşılana
Yolculuk bitip, işimiz tamamlanana kadar.
Gitmeliyiz! Gitmeliyiz!
Gün doğmadan atları sürmeliyiz
Şarkı söyleriz günün sonunda
Yorgun çamuru paklayan banyoya!
Şarkı söylemeyenin aklına şaşarız
Ah! Sıcak Su ne soylu şey.
Ah! Ne tatlı yağan yağmurun sesi
Tepeden düzlüğe sıçrayan derenin şırıltısı
Ama yağmurdan ve salınan dereden daha iyisi
Dumanı tüten sımsıcak su
Ah! Soğuk suyu dökeriz istersek
Kurumuş boğazımızdan aşağı;
Ama bira daha iyi gelir susuzluğa
Sıcak Su da sırtımızdan aşağıya
Ah! Göğün altındaki beyaz fıskiyeden,
Yükselen su gibisi yoktur dünyada
Ama o bile Sıcak Suda şapırdattığım ayaklarımın
Sesi kadar hoş gelemez kulağa
Hey! Hey! Hey! Gidiyorum işte şişeye
Kalbimi avutup derdimi gömmeye.
Yağsın yağmur, essin rüzgâr
Gidilecek daha çok yol var,
Ama önce uzanıp ulu bir ağacın altına
Geçsin diye yol vereceğim bulutlara.
" Elfler iyice düşünmeden nasihat vermez pek; çünkü nasihat, bir bilgeden bir bilgeye verilecek olsa dahi tehlikeli bir armağandır ve her yol kötüye çıkabilir."
Kar beyazı! Kar beyazı! Ey berrak hanım!
Ey Batı Denizleri'nin ardındaaki Ece
Burada dolanan bizlere Işıksın sen
Burada, örülmüş ağaçlar içinde.
Gilthoniel! Ey Elbereth!
Gözlerin ne parlak, nefesin berrak!
Kar beyazı! Kar beyazı! Şarkımız sana
Uzak bir diyardan Deniz'in ardına.
Yıldızlar onun ışıyan elleriyle
Ekilmişti Güneşsiz Yıl da
Parlak ve berrak şimdi rüzgârlı kırlarda
Gümüş rengi tomurcuklarının altında
Ey Elbereth! Gilthoniel!
Unutmadık seni biz buradakiler
Yıldızların Batı Denizi'nde parlarken
Ağaçlar altındaki bu uzak ülkede yaşayan bizler